4.1.17

ve ben mutluyum

a.l. kennedy

aşklarının ölümsüzlüğünü göstermeye çalışan ham beyinlerin sıradanlıklarını korkunç patlamalarla basmakalıp şiire dökmelerine dayanamıyorum. büyük olasılıkla aklı başında olan bu erkekler ve kadınlar birbirlerine çok sevimli olduğunu sanarak iç sıkıcı küçük dizeler yazar, ölüp giden çiçekler ve küflenen süs eşyaları hediye edip dururlar; oysa aslında tek istedikleri köpekler gibi sevişmektir.

seks yapmaya fırsatımız olsa sakız çiğnemeye, bekleme odalarındaki akvaryumlara, sigaralara, bulmacalara, yemekhanelerdeki kuyruklara, sabretmeye, iskambil falı açmaya hatta dama oynamaya bile gerek kalmazdı.

insanlar para ödemedikleri şeyin değerini bilmezler.

hayatınızda sürekli her dediğinizi yapan birisinin olmasından daha kötü bir şey yoktur. insanın başı döner.

umut, değişimden başka hiçbir şeyin yatıştıramayacağı bir işkencedir. umut geleceği harap eder, onu bir hayal kırıklığı tarlasına çevirir.

gerçek yalancılar, hikayelerinin arasına duygusal bölümler sıkıştırarak yalanlarını yutturabileceklerini sanırlar.

çoğu insanın hayat boyu kurduğu bütün ilişkiler yalnızca tahmine dayanır.

nokta, bir başka insana gerçekten dokunduğun andır. onlara bir sözcükle, bir düşünceyle, bir hareketle uzanırsın, hamleni yaparsın ve hedefi vurursun. işte bu noktada -bir kalp atışı bile tutmaz bu- iki insan bir olur. konuşmacı ve dinleyici, yazar ve okuyucu, yaralı ve onu yaralayan aynı şeye dönüşüverir.

fırsatlar zamanın alıp götürdüklerinden yalnızca biridir.

yalnızca politikacılar oturdukları yerden insanların canını yakabilir.

üzüntü bir zaman geçirme yöntemidir. hele insanın hiç gücü yoksa.

bazen böyle olur işte: birine baktığınızda ne gördüğünüzü bilmezsiniz, her şey bitince de daha fazlasını öğrenmiş olmazsınız; yalnızca önceleri aklınızın ve umutlarınızın ona eklediği pırıltının kaybolmasına şaşarsınız, o kadar.

kaptan güverteye adım atınca tayfaya iş kalmaz.

kentler hakkında yanılmak imkansızdır; istediğiniz ya da istemediğiniz her şeye dönüşebilirler.

hikayeler kusursuz olmamalı; gerçek hiçbir zaman öyle değildir.

bazı insanların radarları olduğuna yemin edebilirim; sonradan pişman olacağınız bir şeyler yapmaya niyetlendiğiniz anlarda ortaya çıkıverirler.

sevecenlik sessiz sedasız ne felaketlere yol açar; tehlikelidir ve asla umulan yerde bulunmaz.

konuşmanın kabalık olarak görüldüğü başlıca sosyal etkinlik sekstir.

tertemiz ve duygusal rüyalar görmenin kötü tarafı budur: ertesi sabah insanın üzerinde korkunç bir etki bırakırlar. yüzü olmayan bir insanla seks yapmayı, şiddeti ya da hiç rüya görmemeyi tercih ederim.

insanlar kiliseye gitmemeli; bir iyilik yapmak istiyorsanız onları deniz kenarına gönderin.

dost edinmek bana göre değildir; çünkü dostluk acı kaynağıdır. acının salgın bir hastalık gibi olduğunu biliyorum artık; hatta daha net söylemek gerekirse bulaşıcı bir hastalık gibidir; bulaşmak için bir ilişkiye, bir yakınlığa ihtiyacı vardır. hisseder, önemser ve seversem, hayat canı çektiği an tekmeyi basar. korunmasız bir balık gibi en ufak bir hareketten, en ufak bir dokunuştan bile etkilenebilirim. hiç olmasın, daha iyi.

bir yazar, hayat karşısında sersemlediğinde ancak yazabilir.

bazen yalan en iyi başlangıçtır.

dünya öylesine tıka basa dolu ki, insanın karanlıkta kalma lüksü bile olmuyor.

tüm öpüşmeler aşağı yukarı aynıdır sanırım: taraflar için büyüleyici bir ihtiyaç; izleyenler içinse çirkin bir görüntüdür.

elveda "ben", merhaba "biz." bu gibi durumlarda düşmanlara karşı savunmanız gereken iki cepheye sahip olduğunuzu ve kendinizi buna hazırlamanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. bu dostça bir uyarıdır.