19.12.16

yaratıcı hayat

clarissa pinkola estes

hayat-ölüm-hayat döngüsü; yazgının, ilişkinin, sevginin, yaratıcılığın ve tüm diğer unsurların çok geniş ve vahşi örüntüler şeklinde hareket etmesini sağlar. bu örüntüler birbirlerini şu düzen içinde izler: yaratma, çoğalma, güç, çözülme, ölüm, kuluçka, yaratma, vesaire. fikirlerin, düşüncelerin, duyguların çalınması ya da yokluğu, akıntının bozulmasının bir sonucudur. aşağıda, nehri geri almanın yolunu bulacaksınız.

besin alın. nehrin temizliğine başlamak için bu gereklidir. bir kadın, yaratıcı hayatıyla ilgili samimi iltifatları geri çevirdiği zaman, nehirdeki rahatsızlık verici pislikler de belirginleşir. "ah, bana böyle bir iltifatta bulunmakla ne kadar nazik olduğunuzu gösterdiniz." dediğimizde pek fazla kirlenme görülmezken, "ah, şu eski lakırdılar!" ya da "aklınız başınızda değil galiba." dediğinizde kirlenme nehir için yaygın bir sorun haline gelebilir. yine savunma amacıyla "elbette mükemmelim, bunu nasıl fark edemezsiniz?" dediğinizde de kirlenme yaşanır. bunların hepsi yaralı animusun işaretleridir. kadının içine iyi şeyler akar; ama bunlar bir çırpıda zehirlenir.

tepki verin. nehri temizlemenin en etkili yolu budur. kurtlar çok yaratıcı hayatlar sürdürür. her gün düzinelerce seçim yapar, şu ya da bu yolu izlemeye karar verir, ne kadar uzak olduğunu kestirir, avlarına yoğunlaşır, olasılıkları hesaplar, fırsatı yakalar, hedeflerine ulaşmak için güçlü bir şekilde tepki gösterirler. onların gizlenmiş olan şeyleri bulma, niyetleri birleştirme, istenen sonuca odaklanma ve bunu elde etmek için kendi çıkarlarına uygun davranma yetenekleri, tam olarak insanlarda da işleri yaratıcılık ve sebatla yapmak için gereken niteliklerdir.

yaratmak için, tepki verebilmek gerekir. yaratıcılık, çevremizde olup biten her şeye duyarlı olma, içimizde doğan yüzlerce düşünce, duygu, eylem ve yanıt olasılığı arasından seçim yapma ve bunları önem, tutku ve anlam taşıyan tek bir yanıt, ifade ya da iletide bir araya getirme yeteneğidir. bu anlamda, yaratıcı ortamın yitirilmesi, kendimizi tek bir seçenekle sınırlanmış, yoksun, duygu ve düşünceleri baskılanmış ya da sansürlenmiş, hareket etmeyen, konuşmayan, yapmayan veya olmayan biri gibi hissetmemiz demektir.

vahşi olun. nehri temizlemenin yolu budur. ilk başta nehir kirli akmaz, buna biz neden oluruz. nehir kurumaz, onu biz tıkarız. eğer onu özgürleştirmek istiyorsak kendi düşünsel hayatlarımızın özgürce akmasına, daha işin başında hiçbir şeyi sansürlemeden her şeyin ortaya çıkmasına izin vermemiz gerekir. işte yaratıcı hayat budur. kutsal paradokstan yapılmıştır. tamamen içsel bir süreçtir. yaratmak için taş gibi duygusuz olmaya, bir eşeğin üstündeki tahtta oturup ağzından yakutlar tükürmeye istekli olmak gerekir. o zaman nehir akar, o zaman onun aşağıya doğru inen akıntısında ayakta durabiliriz. taşıyabileceğimiz kadar çok şey yakalamak için etek ve gömleklerimizi açabiliriz.

başlayın. kirlenmiş nehri temizlemenin yolu budur. eğer korkuyorsanız, başarısız olmaktan korkuyorsanız, size hemen başlayın derim. gerekirse başarısız olun, toparlanın, yeniden başlayın. tekrar başarısız olursanız, başarısız olursunuz. ne fark eder? tekrar başlayın. yeniden başlamaya duyduğumuz isteksizlik, durağanlaşmamıza neden olur. yoksa olduğumuz yerde saymamıza yol açan şey, başarısızlığın kendisi değildir. korkuyorsanız, ne fark eder? bir şeyin ortaya fırlayıp sizi ısıracağından korkuyorsanız, tanrı aşkına, hemen o işi yapıp kurtulun. bırakın korkunuz ortaya fırlasın ve sizi ısırsın ki, işi bitirip devam edebilesiniz. ondan kurtulacaksınız. korku geçecek. bu durumda onunla yüz yüze gelmeniz, onu hissetmeniz ve işi bitirip kurtulmanız, nehri temizlemekten kaçınmak için onu kullanmayı sürdürmenizden daha iyidir.

zamanınızı koruyun. kirleticileri kovmanın yolu budur. kayalık dağları'ndan tanıdığım öfkeli bir ressam resim yapma ya da düşünme havasında olduğunda evine giden yolu kapatan zincirin üstüne şu levhayı asar: "bugün çalışıyorum ve ziyaretçi kabul etmiyorum. biliyorum; benim bankacım, temsilcim, en iyi dostum olduğunuz için bunun sizi içermediğini düşünüyorsunuz. ama içeriyor."

tanıdığım bir heykeltıraş ise giriş kapısına şu levhayı asar: "piyangoyu kazanmadığım ya da isa, old taos otoyolunda görülmediği sürece rahatsız etmeyin." görebileceğiniz gibi, iyi gelişmiş animusun mükemmel sınırları vardır.

onunla kalın. bu kirlilik daha fazla nasıl uzaklaştırılabilir? kendimizi ister güçlü ya da güçsüz, isterse de hazırlıklı ya da hazırlıksız hissedelim, ruh eğirme, kanat yapma girişimlerimize, sanatımıza, psişik onarımımıza ve dikişimize devam ederek, herhangi bir şeyin bizi sağlıklı ve bütünleşmiş animus üzerinde çalışmaktan alıkoymasına karşı direnerek bu kirliliği azaltabiliriz. gerektiğinde kendimizi gemi direğine, sandalyeye, sıraya, ağaca, kaktüse -yarattığımız her yere- bağlarız. genellikle acı verici olsa da, ustalık kazanma mücadelesinin doğasında bulunan zor görevler için gerekli zamanı ayırmak ve bu görevlerden kaytarmamak esastır. hakiki bir yaratıcı hayat, birden fazla şekilde yanar.

ayak direyip ilk ve son defa olmak üzere, "kendi bastırılmamı onaylayıp bunun bir parçası olmaktansa, yaratıcı hayatımı tercih ederim." demekle, yol boyunca ortaya çıkan olumsuz kompleksleri uzaklaştırabilir ya da dönüştürebiliriz. düşlerimiz de yolun sonraki kısmında bize rehberlik eder.

eğer çocuklarımızı istismar etseydik, sosyal hizmetler görevlileri kapımızda beliriverirdi. eğer evdeki hayvanlarımızı istismar etseydik, hayvanseverler derneği gelir ve bizi alıp götürürdü. ama kendi ruhlarımızı aç bırakmakta ısrar etmemiz halinde bize müdahale edecek ne bir yaratıcılık devriyesi ne de ruh polisi vardır. sadece biz varız. ruhsal benlik'i ve gözüpek animusu gözetecek olan yalnızca bizleriz. onları haftada bir, ayda bir ya da hatta yılda bir sulamak ne büyük acımasızlıktır! her birinin kendi günlük ritimleri vardır. her gün bize ve yeteneklerimizin suyuna ihtiyaç duyarlar.

yaratıcı hayatınızı koruyun. eğer aç kalmış ruhtan kaçınacaksanız, problemin adını koyun ve onu düzeltin. her gün işlerinizin alıştırmasını yapın. ondan sonra da hiçbir düşüncenin, hiçbir adamın, hiçbir kadının, hiçbir eşin, hiçbir arkadaşın, hiçbir işin ve hiçbir ters sesin sizi kıtlığın pençesine düşürmesine izin vermeyin. gerektiğinde dişlerinizi gösterin.

gerçek işinizin zanaatkarlığını yapın. sıcaklığın ve bilgeliğin kulübesini inşa edin. enerjinizi oradan buraya çekin. sıradan ve gündelik sorumluluklar ile kişisel esrime arasında bir dengede ısrar edin. ruhu koruyun. nitelikli yaratıcı hayatta ısrarlı olun. ne kendi komplekslerinizin, kültürünüzün, entelektüel atıklarınızın ne de yüksek sesli, aristokratik, pedagojik ya da politik laf ebeliğinin onu sizden çalmasına izin verin.

yaratıcı hayat için besin hazırlayın. birçok şey ruh için yararlı ve besleyici olmakla birlikte, bu gıdaların çoğu vahşi kadın'ın dört temel besininden birine girer: zaman, aidiyet, tutku ve egemenlik. biriktirin. bunlar nehri temiz tutar.

nehir yeniden temizlendiğinde özgürce akmaya başlar. kadının yaratıcı verimi artar ve bundan sonra doğal yükseliş, iniş ve yükseliş döngüleri devam eder. hiçbir şey uzun süre alıp götürülmez ya da pisletilmez. doğal olarak ortaya çıkan tüm pislikler, etkili bir şekilde zararsız hale getirilir. nehir beslenme sistemimiz olarak geri döner; böylece korkusuzca ona girebilir, kaygısızca suyundan içebilir, çocuklarını sağlıklarına kavuşturup ona geri vererek la llorona'nın eziyet çekmiş ruhunu sakinleştirebiliriz. imalathanenin kirletme sürecini etkisiz kılabiliriz, yeni bir animusa yer bulabiliriz. hayatlarımızı, istediğimiz ve uygun gördüğümüz gibi nehrin yanı başında, kollarımızda bir sürü bebek tutarak, onlara tertemiz sudaki yansımalarını göstererek yaşayabiliriz.