20.12.16

louis lambert

honore de balzac

bir kadının çekilebileceği en güzel yer, baştan başa onun olan bir yürektir.

aklımız, uçurumlardan hoşlanan bir uçurumdur. bizler, küçük büyük, yaşlı genç, hangi biçimde karşımıza çıkarsa çıksın, gizemlere düşkünüz.

cennet, geliştirilmiş yetilerimizin ölümden sonra da yaşamasıdır; cehennem ise kusurlu yetilerin yeniden içine düştüğü hiçliktir.

insan hep aynı: biricik yasası yine güç, biricik bilgeliği yine başarı.

nasıl ki eylemlerimiz, dışarıda gerçekleştirilmeden önce düşüncemizde tamamlanırsa, insanlığın eylemini oluşturan ve onun zekasının ürünü olan olaylar da, bu olayların nedenlerinde meydana gelirler önce; önsezi ya da kehanet, bu nedenlerin görülmesidir.

yasalar; büyüklerin, zenginlerin işlerine engel olmaz; tam tersine, korunması gereken küçüklerin yakasına yapışır.

şan şöhret, tanrılaştırılmış bencilliktir.

eylem ya da güç sinir adamının, deha beyin adamının, inanç da yürek adamının harcıdır.

bir dahi çıkıp da zekaların apaçık görülen eşitsizliğini, insanlığın bu genel durumunu açıklamadıkça tanrı kavramı her zaman suçlanacak, toplum kaypak temeller üstünde duracaktır.

ünlerin en büyüğü, dehadan başka hiçbir gücün yaratamayacağı bir nimettir.

aşkta suçun hafifi yoktur. iki ruhun arasına giren incecik bir perde, kimi zaman tunçtan bir duvar oluverir.

elde edilen sonucun nedenle ilgisi kalmadığında düzensizlik başlar.

yaşam bizdedir, dışımızda değil; insanların üstüne, onları yönetmek için yükselmek, büyük çapta bir sınıf öğretmeni işlevini üstlenmektir ve herkesin görebileceği bir yere dek yükselme gücünü kendinde bulan insanlar, ayaklarına bakmamalıdırlar.

paris'te otururken sadece düşünce yoluyla, kimsenin haberi olmadan, çin'deki yaşlı bir mandarini öldürerek büyük bir servete konacak olsan ne yapardın?