14.12.16

geceleyin kütüphane

alberto manguel

on altıncı yüzyılda, daha çok latifi adıyla bilinen osmanlı şairi abdüllatif çelebi kütüphanesindeki her bir kitap için şöyle demişti: "bütün dertleri def eden hakiki ve müşfik dost."

jorge luis borges: bir romanın temasını hayal etmek neşeli bir iştir; oturup onu gerçekten kaleme almaksa abartıdan başka bir şey değil.

montaigne: onları seçmeyi bilenler için kitapların pek hoş özellikleri vardır; ama çaba harcamadan iyiye ulaşılmaz; bu yalın ve temiz bir zevk değil, diğerlerinden daha fazla değil; rahatsız edici yanları da var, hem de çok; ruh kendini eğlendirir; ama savsakladığım beden işlemez, bitkin düşer ve mahzunlaşır.

petrarca: kütüphanem, bilgisiz birine ait olsa bile kendisi bilgisiz bir koleksiyon değildir.

her okur belli bir kitaba bir miktar ölümsüzlük getirmek için vardır. okuma bir bakıma yeniden doğum ritüelidir.

joseph brodsky: bellekle sanatın ortak yanı, seçme becerisi ve ayrıntıdan tat almaktır.

gabriel naude: bir kütüphaneyi içinde başka yerde arayıp da bulamadığı her şeyi bulan bir adamdan daha fazla tavsiye edilir kılan hiçbir şey yoktur. ne kadar kötü olursa olsun veya ne kadar kötü eleştiri alırsa alsın, ileride bir gün belli bir okurun aramayacağı bir kitap dahi mevcut değildir.

bilgi biriktirmek bilmek değildir.

samuel johnson: insanı, umutlarının boş olduğuna bir halk kütüphanesi kadar çarpıcı bir biçimde inandıran bir yer yoktur.

her kütüphane hem kucaklar hem reddeder. her kütüphane tanımı gereği tercih sonucudur ve alanını sınırlaması gerekir. her tercih de bir başkasını dışlar, yapılmayan tercih olur. okuma eylemi sonsuz bir sansür eylemiyle koşut gider.

"geometri bilmeyeni içeri almayın." (atina akademisi'nin platon kapısındaki yazı)

umberto eco: bir kütüphanenin ideal işlevi, birazcık sahaf tezgahına benzemektir; orada keşif yapılır.

her kütüphane başlı başına bir özyaşamöyküsüdür.

muhammad uthmani: şeytana karşı bir edip, ibadet eden bin kişiden daha güçlüdür.

nazizmin yükselişinden kısa bir süre sonra walter benjamin, "homeros'un devrinde olimpos tanrıları için düşünme nesnesi olan insanlık şimdi kendi için öyle olmuştur. kendine yabancılaşması öyle bir noktaya ulaşmıştır ki kendi yıkımını birinci dereceden estetik zevk olarak yaşayabilir." demiştir.

robert musil: bütün iyi kütüphanecilerin sırrı, başlıklarla içindekiler listesi dışında ona emanet edilen edebiyata ait hiçbir şeyi okumamaktır. burnunu kitapların içine sokan kütüphaneci kütüphanenin içinde kaybolmuş demektir.

aziz maurus: kitapların kendi yazgıları vardır.

northrop frye: büyük bir kütüphane, dil yeteneğine ve telepatik iletişimin uçsuz bucaksız etkisine sahiptir.