12.10.16

zahir

paulo coelho

yaşam, diğerlerinin bize dünya hakkında ve dünyada nasıl davranmamız gerektiği hakkında anlattıkları bir öykü sadece.

insanoğlu nasıl seveceğini öğrendiğinde dünya gerçek bir dünya olacak; o zamana kadar biz aşkın ne olduğunu bildiğimizi sanarak yaşayacağız; ama her zaman bunu olduğu gibi söyleyebilme cesaretinden yoksun kalacağız.

zekamızı ve yaratıcılığımızı harekete geçiren, bizi arındıran ve azat eden tek şey aşktır.

pierre teilhard de chardin: güneşin, denizlerin, rüzgarların enerjisinden yararlanabiliriz. ancak, insanoğlunun sevginin enerjisinden yararlanmayı öğrendiği gün, ateşin keşfedildiği gün kadar önemli olacak. 

din sadece insanları aldatmak için icat edilmiştir. 

özgürlüğün bedelinin çok yüksek olduğunu biliyorum, en az köleliğin bedeli kadar yüksek; aradaki tek fark özgürlüğün bedelini keyif ve gözyaşlarıyla karışmış bile olsa bir tebessümle ödüyorsunuz.

insan ruhunu sürekli tedirgin eden şüphelere son veren tek yol fanatizmdir.

insanların iki sorunu var: birincisi, ne zaman başlamak gerektiğini; ikincisi ise ne zaman duracağını bilememek.

büyük bir sanatçı olmanın bir parçası da kesinlikle çağdaşları tarafından yanlış anlaşılmaktır.

dünya ilişkilerin üzerine kuruludur, başka bir şeyin değil.

yalnızca gelişmen gerekenin en fazla yarısı kadar gelişebilirsin ve elbette istediğin kadar değil. belirli bir noktada yaşamın ters dönmeye başlar, yarı yolu geçmiş olursun ama tümünü değil, yarı mutlu ve yarı kederli hissedersin; ne hüsrana uğrarsın ne de tam anlamıyla başarılı olursun. ne üşürsün ne de terlersin; ılıksındır ve bazı kutsal kitaplarda bir vaizin dediği gibi: "ılık şeyler damak zevkini tatmin etmez."

önemli olan yaşamın kendisi değil, yolculuktur.

iyi şeyler olduğunda bizimle birlikte olanlar gerçek dostlarımızdır. bizimle birlikte seviniyor ve kazandığımız zaferlerle mutlu oluyorlar. yanlış dostlar sadece zor zamanlarda üzgün, destekleyici yüzleriyle ortaya çıkıyorlar; aslında bizim acılarımız onların mutsuz yaşamlarında bir anlamda teselli görevi görüyor.

şöhret bir afrodizyaktır.

kin duygularından kaynaklanan enerji seni hiçbir yere götürmez; ama kendisini aşk yoluyla gösteren bağışlama enerjisi yaşamını olumlu yönde değiştirecektir.

kaybedecek daha fazla bir şeyim kalmadığında bana her şeyi verdiler. ben olmayı bıraktığımda kendimi buldum. rezil olduğumda ve hala yürümeye devam ettiğimde kendi kaderimi seçmekte özgür olduğumu anladım.

kitap kendi kendini yazar; yazan kişi sadece daktilo eder.

aşk söz konusu olduğunda iyi ya da kötü yoktur, yapma veya yıkma da yoktur; sadece hareket vardır. ve aşk doğanın yasalarını değiştirir. çelişki varsa aşk güçlenerek büyür. meydan okuma ve değişim söz konusu olduğunda aşk korunur.

aşk evcilleşmemiş bir güçtür. onu kontrol etmeye çalıştığımızda bizi yok eder. onu hapsetmeye çalıştığımızda o bizi esir alır. onu anlamak için çabaladığımızda kendimizi kaybolmuş ve şaşkına dönmüş hissetmemizi sağlar.

her kültürde ve ülkede aşk ya da cinsel cazibe duygularının tümünden bağımsız olarak bütün erkekler hayatlarının bir döneminde iktidarsızlık sorunu yaşamıştır; özellikle de en çok arzuladıkları kişiyle birlikte olduklarında.

bir ruh mutlu olduğunda dünya çok daha iyi bir yer olur.

"sizlerden birinin yüz koyunu olsa ve bunlardan bir tanesini kaybetse, doksan dokuzu bozkırda bırakıp kaybolanı bulana dek onun ardına düşmez mi?" (luka 15:4)

insanların benden beklediği şekilde davranırsam onların kölesi haline gelirim.

evlilikte kadına en fazla keyif veren şey seks değil, yemek yapmaktır. yemek yiyen erkeğini seyretmek; bu bir kadının zafer anıdır; çünkü bütün gününü akşam yemeğini düşünerek geçirmiştir. ve bunun nedeni geçmişteki bu hikayede saklı olmalı; açlıkta, neslin tükenme tehlikesinde ve hayatta kalma çabalarında. 

eğer bir hikayeyi anlatıyorsan o zaman hala ondan kurtulamamışsın demektir.

her yeni rolle birlikte o karaktere bürünebilmek için kendimiz olmayı bırakmamız gerekir.

yeter! çok işin varmış gibi, sorumluluklarının altında eziliyormuş, her ne yapıyorsan dünyanın buna çok ihtiyacı varmış gibi davranmayı bırak artık ve bir süreliğine sadece seyahate çık. 

yaşamımızda gelişmemizi engellemekten sorumlu bir olay daima vardır.

kimse özgürlük istemez; hepimiz sadakat isteriz; cenevre'nin güzelliklerinin keyfini birlikte çıkarmak için kitaplar, söyleşiler, filmler hakkında konuşmak veya her ikimize yetecek paramız olmadığından sadece bir sandviçi bölüşmek için bile olsa, yanımızda birisini isteriz.

hayatta her şeyin bir bedeli vardır ve bilgi, dünyadaki en pahalı ürünlerden biridir.

eleştirmenler aşırı derecede tehlikelidir; gerçekte ne olup bittiğini bilmezler; politika söz konusu olduğunda demokrattırlar; ama konu kültürse faşist olurlar. insanların onları yönetecek kişileri mükemmel şekilde seçebileceğine inanırlar; ama iş film, kitap, müzik seçmeye geldiğinde hiçbir fikirleri yoktur.

"aşk kimsenin kurtulmak istemediği bir hastalıktır."

yapman gereken sadece dikkat etmek; dersler daima sen hazır olduğunda gelir ve sen işaretleri çözebilirsen bir sonraki adımı atman için bilmen gereken her şeyi öğrenebilirsin.