6.9.16

karşı anılar

andre malraux

büyük adam diye bir şey yoktur.

gandhi: özgürlüğün çoğunlukla cezaevlerinin duvarları arasında, bazen de idam sehpasında aranması gerekir; asla meclislerde, mahkemelerde ya da okullarda değil.

şeytan, meclislerden çok, cemaatlerden hoşlanır.

insan dediğin nedir? küçük, acınacak bir gizler yığını.

sıradan bir insanda ilgimi çeken, insanlık durumudur; büyük bir adamda, büyüklüğünün doğası ve araçları, bir azizde ise, kutsallığının niteliğidir. ve dünyayla özel bir ilişkiden çok şahsi bir karakteri ifade eden birkaç çizgi.

lenin: sonunda devlet gücünü artırmamış bir devrim örneği yoktur.

en büyük giz, maddenin ve yıldızların ummanına rastlantıyla fırlatılmış olmamız değil; bu hapishanede, bizatihi kendimizden hiçliğimizi yadsımamıza yetecek kadar güçlü imgeler çıkarıyor olmamızdır.

insan gizlediği şeydir.

nietzsche: bana psikolojiyle ilgili birkaç şey öğreten iki kişi var: stendhal ve dostoyevski.

"aradığım ne zafer, ne hükümdarlık ne de yeryüzü hazları
ve neye yarar ki iktidar, neye yarar ki haz, neye yarar ki yaşam?" (bhagavad-gita)

kitaplık, yaşamdan daha soylu ve daha az gevezedir.

"dünyanın yeniden fethinin üç büyük romanından birinin bir köle -cervantes-, öbürünün eski bir kürek mahkumu -dostoyevski-, üçüncüsünün de direğe bağlanıp teşhir edilmek cezasına çarptırılmış eski bir hükümlü -daniel defoe- olduğuna dikkatlerinizi çekerim."

napoleon: savaş basit ve bütünüyle uygulamaya dayalı bir sanattır.

balık için içinde yüzdüğü akvaryum neyse gerçekçilik de insan için odur. zihinden doğmamıştır. gerçeğin araştırılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. o insanı kavrar ve içine işler; insan ona hiçbir zaman bütünüyle sahip olamaz.

insan bir rastlantıdır ve temelinde, dünya, unutulmuşluktan yaratılmıştır.

sanat dünyası ölümsüzlüğün değil, başkalaşmanın dünyasıdır. günümüzde sanat yapıtının yaşamı, başkalaşmadır.

napoleon: bir devlet adamı her zaman bir köşede yalnızdır; karşı köşede ise bütün dünya vardır.

bir gün gelecek, insanların birbirlerinden kişiliklerinin biçimleri kadar anılarının biçimleriyle de ayrıldıklarının farkına varılacak.

"düşmanın sana hakaret ederse git kapının önüne otur. cesedinin geçtiğini göreceksin." (arap atasözü)

gandhi: üç düşmana karşı mücadele ediyorum: ingiltere'ye, hintlilere ve kendime karşı.

"dünyanın anlamı insana, kral arabalarının, ezdiği akreplere olduğu kadar erişilmezdir."

arzu, pek çok dinde şeytandır.

"ağlamaman gereken insanlar için ağlamaktasın
ve gereksiz bilgelik sözleri saçmakta ağzın
ne canlılar için ağlar bilgelik ne de ölüler için
çünkü hiçbir zaman var olmadık biz
ne sen, ne ben ne de şu krallar
ve hiçbirimiz asla son vermeyecek artık bundan böyle var olmaya" (bhagavad-gita)

edebiyatçılardan beter tıraşçı yoktur.

"gerçekten yapması gerekeni yapan, beklediğine kavuşur." (bhagavad-gita)

insanın en yüce niteliklerinden biri, hayranlık uyandırabilmesidir.

gandhi: bir mağaraya sığınmaya ihtiyacım yok; mağaramı kendi içimde taşıyorum.

siyasette yalnızca eylem adamlarının ve budalaların turarlı bir düşüncesi olduğuna inanıyorum.

yoksullar savaşmaya kararlı olduklarında zenginleri her zaman yenerler.

ho şi minh: kapitalizm, vantuzlarından birini metropol proletaryasına, öbürünü de sömürgelerin proletaryasına yapıştırmış bir ahtapottur. hayvanı öldürmek isteniyorsa, iki vantuzunu birden aynı anda kesmek gerek. yalnızca biri kesilirse, öbürü proletaryanın kanını emmeyi sürdürecek, hayvan yaşamını sürdürecek ve kesilmiş vantuz dirilecektir.

"dostlarından birine bir ok saplandıysa, oku atanla ilgilenme, oku çıkar."

en aşırı mutsuzluk, en önemsiz yaradan bile daha az görülür bir iz bırakır.