24.9.16

bunny munro'nun ölümü

nick cave

kendini iyi hissetmemenin en kötü yanı düzeleceğinden emin olamamaktır.

bunny şişko bir zenciyle sıska bir beyaz hakkındaki hapiste geçen o fıkrayı anlatır. şişko zenci sıska beyaza sorar: "bu gece kim olmak istersin? anne mi, baba mı?" sıska beyaz "baba olayım." der. bunun üzerine şişko olan der ki. "o zaman gel de annenin sikini yala."

iyi insan olmak kolay değil bu dünyada.

rivayete göre mylene huq'ın kocası, yarı yaşında bir kızla kaçmış ve mylene huq o zamandan beri intikam sikişlerine sarmıştı. durum yerel sikicilere sızmıştı ve iş işten geçmeden herkes pastadan bir dilim kapmaya çabalıyordu. bu gibi imkanlar genellikle kısa ömürlü olur ve her zaman gözyaşlarıyla son bulurdu; fakat bu hatunların kendilerine özgü adalet anlayışlarıyla yatakta havai fişek gibi patladıkları da yadsınamazdı.

sevgi yapıştırıcıların kralıdır. dünyanın kalbinin atmasını sağlar.

oğlan ne düşüneceğini bilemez. ansiklopedinin sayfalarında bir insana gerekli bütün bilginin mevcut olduğunu biliyordur -her şeyin yanıtı vardır orada. fakat yine de ne düşüneceğini bilemez. edgar rice burroughs'un tarzan'ı yazdığını biliyordur; aynı anda suyun hem altını hem de üstünü görebilen dört gözlü balıklar olduğunu biliyordur; hatta giyotini joseph guillotin'in icat etmediğini biliyordur; fakat yanaklarından yaşlar süzülürken hiçbir şey söylemeden ve nereye gittiğini bilmeksizin araba süren babası için ne yapabileceğini bilmiyordur. babası bir markette durup bir paket sigara ile bir şişe viski satın almıştır ve baca gibi sigara ve balık gibi viski içerken durmaksızın ağlayıp arabayı deli gibi sürmektedir.

.. sonra arkasındaki gölgelerin kanamaya, bulanmaya ve yer değiştirmeye başladıklarını fark eder. uzamakta ve olmayacak kişiliklere bölünmektedirler sanki, ruhlar dünyasından ona doğru geliyorlarmış gibi. öleceğine dair belli belirsiz bir sezgi uyanır içinde -o gün değil belki; ama yakında- ve bunun ona bir tür huzur duygusu verdiğini fark eder şaşkınlıkla. sezgi yoluyla, gölgelerin ölülere ait olduğunu, yer değiştirip yuvarlanarak ona yer açtıklarını hisseder.

dizlerinin bağı çözülür; başını geriye atıp tavana bakar. tuvalet kabinlerinin bulunduğu yerin üst köşesinde insan yüreği büyüklüğü ve biçiminde beyaz, delikli bir çamur kütlesi dikkatini çeker. bir süre sonra bir yabanarısı yuvasına baktığını anlar, yuva canlıdır ve habis bir çalışkanlık içinde vızıldamaktadır. yabanarıları hazırlanıyorlar, diye geçirir aklından. alevler içindeki batı rıhtımı'nı, çılgınca dönüp duran sığırcıkları hatırlar ve kanı donar. gözlerini kapar, bir an için zihnine kıyamete dair tehlikeli görüntülerin üşüşmesine izin verir -gökyüzünden düşen uçaklar, yılan doğuran bir inek, kırmızı kar, işkence aletlerinden oluşmuş bir çığ, ağzı zımbalanmış bir vajina, nükleer bulut biçiminde bir penis- ve ürperir. aynada dişlerini kontrol edip içinden, bu da neydi yahu, diye geçirir.

elleriyle hafifçe vurarak perçemini düzeltir, sonra sigarasını yabanarısı yuvasına doğru fiskeleyip kıvılcım yağmuru altında dışarı çıkar.