16.8.16

yalnız bir avcıdır yürek

carson mccullers

öfke, yoksulluğun en değerli çiçeğidir.

bazı insanlarda, bütün kişisel şeyler, içinde mayalanıp zehirlemeden önce onlardan vazgeçme yeteneği vardır.

bir insan elde ettiği şey için dövüşmeli.

bir insanın yapabileceği en kötü şey, tek başına kalmaya çalışmaktır.

kuşlardan birini yakalar ve ayağına kırmızı bir ip bağlayıp bırakırsan sürünün geriye kalanı gagalaya gagalaya parçalar onu.

bilenler vardır, bilmeyenler vardır. ve on bin bilmeyene karşılık bir tane bilen vardır. bu mucize her zaman vardı; ne var ki milyonlar o kadar şey biliyor da bunu bilmiyor. tıpkı herkesin dünyanın dümdüz olduğuna inandığı on beşinci yüzyılda olduğu gibi, yalnızca kristof kolomb ve daha birkaç kişi biliyordu gerçeği.

bir mal parçasının ya da bir dükkandan satın aldığımız herhangi bir eşyanın değeri nedir? değer yalnızca bir şeye bağlıdır; bu da, bu eşyayı yapmak ya da yetiştirmek için harcanan emektir.

sahip olduğumuz tek şey vücutlarımızdır ve yaşadığımız sürece vücutlarımızı satarız. sabahları işimize gittiğimizde, bütün gün çalışırken vücutlarımızı satarız. onu herhangi bir fiyata, herhangi bir zamanda, herhangi bir amaç için satmaya zorlanırız. yiyebilelim, yaşayabilelim diye satmaya zorlanırız vücutlarımızı. ve bunun için bize verilen fiyat, başkalarının kazancı için daha uzun süre çalışabilmemize yetecek kadardır ancak. bugün haraç mezat satılmıyoruz adliye meydanında. ama gücümüzü, zamanımızı, canımızı satmaya zorlanıyoruz her gün. bir cins kölelikten kurtulduk ama bir başka köleliğe sokulmak için. özgürlük müdür bu? özgür adamlar mıyız bizler şimdi?

bu dünya zulüm ve kötülükle doludur. bu kürenin dörtte üçü savaş ve baskı altında. yalancılar ve şeytanlar birleşmiş durumda, bilen insanlarsa tek tek ve savunmasız.

nereye bakarsan bak adilik ve çürüme var. insan, adiliği edilgen olarak da olsa kabul etmeden yaşayamaz. kimileri, yediğimiz her lokma, giydiğimiz en küçük şey için geberesiye çalışır ve kimse bilir görünmez bunu. herkes kördür, dilsizdir, kafasızdır; budala ve adidir.

ama de ki bir adam bilsin. dünyayı olduğu gibi görür ve o bütün bunların nasıl olageldiğini görmek için binlerce yıl geriye bakar. sermayenin ve iktidarın yavaş birleşimini, bir araya toplanışını seyreder, bugünkü zirvesini görür. insanların, yaşamak için nasıl birbirlerini soymak zorunda olduklarını görür. çocukların açlıktan öldüğünü, kadınların karınlarını doyurmak için haftada altmış saat çalıştıklarını görür. koca işsizler ordusu belasını ve boş yere harcanan milyarlarca doları, binlerce millik toprağı görür. savaşın yaklaştığını görür. insanların acı çekerken nasıl zalimleştiklerini ve içlerinde bir şeyin öldüğünü görür. ama asıl gördüğü şey, dünyadaki tüm düzenin yalan üzerine kurulduğudur. ve bu, parlayan güneş kadar açık olmasına rağmen, bilmeyenler bu yalanla o kadar uzun zamandır yaşamaktadırlar ki, görmezler bunu.

halk için tek çözüm yolu bilmektir. bir kere gerçeği öğrenir öğrenmez baskı altına alınamazlar artık. yarısı bile bilse gerçeği, tüm savaş kazanılır.