18.8.16

secretum

francesco sorti / rita monaldi

büyük sahtekarlıklar, büyük olanaklara ihtiyaç duyar. ve bunlara sadece devlet sahiptir.

her tuhaf ve açıklanamayan ölüm, devletin ya da onun gizli güçlerinin bir komplosunu işaret eder.

"kaderin iyi de olsa, kötü de; hiçbir şey arkadaştan daha güvenilir değildir; ama onu en kolay saraylarda değil kırlarda bulursun."

gerçeğe ulaşma arzusu yakıcı bir şekilde hissedilmiyorsa asla ulaşılamayacaktır.

hiçbir edip, ne kadar büyük olursa olsun düzeltiyi reddetmemelidir; çünkü kendi bilgisinin yanılgısına düşmeyecek adam yoktur.

herkes gizeme bayılır. insanlığın yarısı kendi amaçlarında giz sahibi olmak isterler. öteki yarısı da kendilerine yarar sağlamak için bu gizi çözmeye çalışırlar.

aziz augustinus: iyiliğin yokluğundan kötülük doğar.

"büyüklerin özel nefretlerinden halkların mutsuzlukları doğar."

sophokles: hayat, mantık aranmadığı zaman daha güzeldir.

işinden yorulup evine döndüğün zaman merdivenin başında seni bekleyen kızını görmek kadar güzel bir şey yoktur. öyle neşe ve hevesle bekleyen çocuk seni karşılar; seni kucaklar, öper, seni karanlık düşüncelerden kurtaracak pek çok tatlı söz söyler, seni oynatır ve kederini, gamını dağıtır.

"ne mutlu ruhta yoksul olanlara; çünkü tanrının krallığı onlarındır." (incil)

delinin özelliği, kendinden hoşnut olmamasıdır.

dünyayı yerinden oynatmak için bir çocuğun masumiyeti yeter. hiçbir şey ondan güçlü değildir.

kadınların havailiği onların doğal halidir.
kadınların ortasında sessizlik bulmak, tatlı pelinotu bulmaktan zordur.
kadın canı ister güler, isterse ağlar.
erkekle kadın kapalı yerde ateş almış saman gibi olur.
kadın kalbini çalmanın yolu aşktan değil paradan geçer.

solon: çok varlıklı insan eğer büyük nimetlerin tadını çıkararak hayatını iyi bir biçimde sonlandıramadıysa, gündelik yaşayandan daha mutlu değildir.

"gerçeğin olmadığı yerde gerçekmiş gibi yapmak en iyi şeydir."

insana hem kendi hem başkaları için zamansız bir bilgelikten daha tehlikeli bir şey yoktur.

iskender bütün dünyayı fethetti
bir kölenin verdiği içkiyle öldü
dara canını kurtardı savaşlardan
bessos'un hançerine kurban gitti

dünya tek ve devasa bir ziyafettir ve ziyafetlerin yasası şudur: "ya iç ya defol!"

insan anlamadığı şeyden korkar.

krallıkların yıkımı ya da talihi ülkenin maliyesine ya da ordusuna değil, halkının ruhuna bağlıdır. en kanlı zorba bile, yurttaşlarının düşmanlığı ve güvensizliği durumunda uzun süre dayanamaz. halkın ruhu toplardan daha güçlü, atlardan daha hızlı, paradan daha gereklidir; çünkü gerçek güç -ve her siyasetçi bunu iyi bilir- etten değil ruhtan yayılır. halkın hor görmesi hiçbir duvarın engelleyemeyeceği sıcak bir rüzgardır. eninden sonunda en sert taşı bile eritir; en sağlam kaleyi çökertir ve en keskin kılıcı köreltir.

en korkunç düşman iki kulağımızın arasında uyuyandır.

titus, vespasianus, otto, traianus gibi bildiğimiz bilmediğimiz bütün imparatorlar namussuz doğup namussuz ölmüşlerdir. sahtekarlıkta ve düzenbazlıkta ne kadar başarılı oldularsa, tarihe o kadar büyük imparatorlar olarak geçmişlerdir. hilebazlığa başvurmayan ne zengin ne başarılı olmuştur, olamayacaktır. işin içinde sahtekarlık yoksa bir bilimde ne usta ne uzman olunur. sahtekarlık bir azizedir; çünkü sadakat, aşk ve merhamet barındırır; ilahidir çünkü insanları ölümsüz kılar; yücedir çünkü insanları zengin ve güçlü kılar. bütün hazlar, avuntular ve eğlenceler ondan kaynaklanır; tarottan zara kadar bu böyledir. unutmayın! gerçek düzenbaz sevilir sayılır, muhabbet bulur, herkes tarafından aranır ama bunların herkes tarafından görülmesini istemez.

devlet işlerinde ne düşündüğün önemli değildir; nasıl düşündüğün önemlidir. kimse her şeyi bilemez; kral bile. bilmediğin zaman da, ilk bakışta pek saçma görünseler de varsayımda bulunmayı öğrenmelisin. sonra ne kadar anlamsız görünürse görünsün her şeyin dramatik bir biçimde gerçek olduğunu keşfedersin.

platon: seven kişinin çılgınlığı bütün çılgınlıkların en iyisidir.

dünyanın cumhuriyetleri özellikle dört şey üzerinde durur. bunlardan birincisi dindir. dinin olmadığı yerde tanrı korkusu yoktur. tanrı korkusunun olmadığı yerde ise adalet bulunmaz. adaletin olmadığı yerde huzur yoktur. huzurun olmadığı yerde de birlik olmaz. ve eğer birlik yoksa bütün davranışlarımızın bağlı olduğu tanrıdan korku da duymayız. ikincisi adalettir; adalet ile yoldan çıkanlar cezalandırılır, iyi olanlar ödüllendirilir. ve adalet yoluyla huzur ve barış korunur. bu da cumhuriyetlerin ayakta kalması için en önemli noktadır. üçüncüsü huzur ve barıştır ve bunlar olmazsa cumhuriyetler yaşayamaz; çünkü huzurun olmadığı yerde birlik yoktur. en sonuncu ve en önemli konu ise işte bu birliktir. o olmadan din zayıf, adalet huzursuz ve barış güçsüz olacaktır. bu nedenle cumhuriyette birlik olmazsa dine önem verilmez; adalet uykuya dalar ve barış yok olur.