3.5.16

aşk

clarissa pinkola estes

bazen derin bilgeliğimizi sıkı sıkı elde tutmayı öğrenmemizin tek yolu, bir yabancının ortaya çıkıvermesidir. o zaman değer verdiklerimiz için, yüzeysel tinsel amaçlarımızı geliştirip aşmak, derin bilgeliği elde tutmak ve başladığımız şeyleri bitirmek için savaşmaya mecbur kalırız.

ürkütücü olsun ya da olmasın, bir başkasının vahşi ruhu tarafından harekete geçirilmeye izin vermek en derin sevgi eylemidir. insanların kaybetmekten çok korktukları bir dünyada, diğer bir insani ruhun tanrısallığında çözülmenin karşısına dikilmiş koruyucu duvarlar da bir o kadar fazladır.

vahşi kadın'a uygun olan eş, ruhsal bir inadı ve dayanıklılığı olan, kendi içgüdüsel doğasını bir kadının ruhsal hayatının örtüsü altına göz atmak ve orada görüp duyduklarını kavramak için gönderebilen bir eştir. anlamaya çalışmak için geri dönmeyi sürdüren, yol üstündeki çekim odaklarının kendisini alıkoymasına izin vermeyen adam, iyi bir eştir.

daha önce süregiden hayatta bir çöküş yaşanmadan yeni bir hayat pek mümkün olmadığından, her şeyi psişeyi ışıl ışıl aydınlatan bir zirvede tutmakta ısrar eden sevgililer, günlerini giderek artan bir şekilde kemikleşen bir ilişkinin cenderesinde geçirirler. sevgiyi sadece olumlu biçimiyle yaşatma arzusu, sonunda sevginin azalıp temelli ölmesine yol açar.

sevmek, her bir hücreniz "kaç!" derken, kalmak demektir. gerçekten sevmek, kendi korkusunu yenebilen bir kahraman ister.

korku, bir işi yapmamak için yetersiz bir mazerettir. hepimiz korkarız. bu yeni bir şey değildir. canlıysanız korkarsınız.

en tam halinde sevgi, bir dizi ölüm ve yeniden doğumdur. sevginin bir evresinin, bir yönünün gitmesine izin verir ve bir başkasına gireriz. tutku ölür ve geri gelir. acı, kovalanarak uzaklaştırılır ve başka bir zaman tekrar yüzeye çıkar. sevmek -hepsi de aynı ilişkide olmak üzere- sayısız sonu ve sayısız başlangıcı kucaklamak ve aynı zamanda bunlara göğüs germek demektir.

hiç durmayan bir devridaim makinesi bulmaya yönelik modern arayış, hiç durmayan bir sevgi makinesi bulmaya yönelik arayışla yarışır. sevmeye çalışan insanların kafalarının karışıp rahat edememeleri ve yüreklerinin en derinlerinde en çok sevdikleri şeyleri es geçip gitmeleri şaşırtıcı değildir. ancak, insani zaafları, korkuları ve tuhaflıkları hesaba katan başka bir yol, daha iyi bir yol vardır. ve bireyleşme döngülerinde çok sık rastlandığı gibi, çoğumuz işte bu yolda takılıp tökezleriz.