23.4.16

ateizm

jack huberman

yaratılışa dair herhangi bir inanç; doğanın kendini yapılandırma, düzenleme ve inşa etme yeteneğini inkar ederek ya da yok sayarak ona hakaret etmektir.

kimyasal maddelerin evrim geçirerek yaşam dediğimiz olguya dönüşmesi, doğanın en temel kanunları göz önüne alındığında, kesinlikle kaçınılmaz bir gelişmedir. her sıkıcı ders kitabının sayfalarını çevirişimizde bilim olağanüstü bir dünyayı karşımıza çıkarmaktadır. içinde yaşadığımız dünyanın % 99,99'unu gündelik hayatımızda algılamıyor ya da algılayamıyoruz. doğayla ilgili en önemli keşif kendi ani, katı gerçekliği ve radikal farklılığıyla, dünya dışı bir karşılaşmayı andırmaktadır. gerçekliğin mucizesini görmezden gelerek doğaüstü hikayelerle ilgilenmeyi seçmek, bilime ve doğaya yönelik bir hakarettir. din, insanlara dünyanın onların özel çıkar ve istismarları için yaratıldığını öğretip böylece çevreye karşı düşüncesizliğin ve vandalizmin yayılmasını sağlayarak bu hakaretleri daha da ağırlaştırmıştır.

tanrı yoktur. tanrı'ya ilişkin geleneksel fikirlere uyan ve "tanrı" olarak adlandırılmaya elverişli hiçbir şey gerçek değildir. üstün zekalı, bir amaç güden, bilinçli bir varlığın evreni yarattığına ya da yönettiğine inanmak için bir sebep yoktur.

"bunu anlamıyorsun. inancın sayılar ve mantıkla alakası yoktur. o bizim içimizdedir, bildiklerimiz ve hissettiklerimizdir." tabii ki asıl sorun da tam olarak budur. bu, sizin her şeye inanabileceğiniz anlamına gelir: "tanrı gerçekten de akdeniz ve fırat nehri arasındaki toprakları israil'in çocuklarına vaat etmiştir. isa -ya da peder moon- tanrı'nın dünya üzerinde vücut bulmuş halidir. psikiyatri öldürür. kafirler öldürülmelidir."

ateizm hakkında ne derseniz deyin, bugüne kadar kimse onun adına katledilmemiştir. 

ateizm, tüm şakaların en büyüğü olan dini anlamak ve ona gülmek anlamına gelmelidir. hayvanlar aleminin bir türü olduğumuzu, kendini yeniden üretme yeteneğine sahip, bizim bitkiler, hayvanlar ve insanlar olarak gördüğümüz -fakat bencil genlerimizin şehirler ve araçlar olarak gördüğü-, büyük koloniler oluşturan moleküllerin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığımızı; örümcek ağına benzer ağlardan oluşan sinir bağlantılarımız sayesinde bir bilinç yanılsaması bile [tanrı] üretebildiğimizi anlamak. bu kolonilerin "en fazla evrimleşmiş" türü olan bizler, evrenin merkezi ve temel amacı olduğumuzu iddia etmiş, sonunda öyle olmadığımızı keşfetmişizdir. fakat bizim türümüz evrendeki bir gezegenin yönetimini görünüşe göre hiçbir amaç, merkez, lider ya da ahlaki yetkili olmaksızın ele geçirmiştir ve firesign theater'ın da belirttiği gibi, biz "sadece bu otobüsteki ahmaklarız." bu yüzden kabile mitlerini, mutlakiyetçi gerçekleri ve kitlelerin saplantılı nevrozlarını bir kenara bırakarak uyum sağlamayı öğrenmemiz yerinde olacaktır.