8.3.16

düşsel konçerto #2

giovanni papini

bilmemenin verdiği pişmanlıklar telafi edilemez.

insanlar ucuza satın alınırlar ama değerleri gittikçe daha da azalır. ne ilikleri var, ne ruhları ne de ilhamları; belki de kural sözleşmesini imzalamak için kanları yeterince kırmızı bile değildir.

hatalarını çok çabuk telafi edenleri hiç sevmem.

farklılıklar ne denli çok olursa, gerçeklik de o denli gerçek olur. farklılıkları artırmak, yani hareketlendirmek ve değiştirmek, gerçekliği büyütmektir; farklılıkları azaltmak, yani durdurmak ve denkleştirmek, gerçekliği azaltmaktır.

insanlar hep hiçbir şey anlamadıkları zaman gülümserler.

eğer herhangi birisi, hatta sıradan bir insan kendi hayat öyküsünün tümünü yazmayı becerebilseydi, asla yazılmamış en büyük romanlardan bir tanesini yaratmış olurdu.

gelecek, gelecek gibi var olmaz; gelecek yalnızca şimdiki zamanın bir yaratımı ve bir parçasıdır ve huzursuz hayata, üzücü hayata, acılı hayata günbegün yiten ve uzaklaşan bu gelecek için katlanmak bu budala hayatın en acıklı budalalığıdır.

kimsenin duymadığı bir arzuya sahip olan kişi, diğer insanlara nazaran, olduğu gibi olmamaya giden en iyi yoldadır.

insanlar gözleriyle gördüklerinden fazlasını görmeyi bilmezler ve o neredeyse sıradan bedenin içinde, evren tarihinde yeni bir sayfa açacak bir fikrin barındığını düşünmezler.

mutluluk beni budalaca gülüşleriyle sardığı zamanlarda kendi kendini öldüren ama yaşamaya devam eden tek insan olduğumu düşünürüm.

dünyada idollerin durumundan daha rahatsızlık verici ve gülünç bir durum yoktur.

kalbinizin yavaş hareketiyle ve varlığınızın amansız tiktakıyla yetinen siz mutlu, sağlıklı ve düzene konmuş insanlar.. siz yaşadığınızdan eminsiniz ve hareketsizliğinizin daimi uyumundan hoşnutsunuz.

her şeyi içinde barındırır ruh; geçmişin hatırasını da başkalarından en çok saklananları da.

karşılığında başka bir iyilik elde edeceğini bile bile yapılan iyiliğin bir anlamı yoktur; bu sadece bir değiş tokuş, bir pazarlıktır. gerçek iyilik, kötülük umarak yapılandır.