7.1.16

eşcinsellik

jodi picoult

aşk hiçbir zaman kolay değildir ama ancak eşcinsel çiftler için engelli parkur gibidir.

kanunları yapanlar, eşcinsellere ve lezbiyenlere "medeni" haklar tanırlarsa eyaletteki herkesin bunları isteyeceğinden korkuyor.

annemin bana küçük bir kızken ne zaman sol eliyle yazmaya çalışsa katolik okulundaki rahibelerin o eline vurduğunu anlattığını hatırlıyorum. bugün bir öğretmen öyle yapsa, muhtemelen çocuk istismarı suçlamasıyla tutuklanır. içimdeki iyimser vanessa, cinselliğin de sonunda el yazısına benzeyeceğini söylüyor: bu işi yapmanın doğru veya yanlış yolu yoktur. sadece hepimiz farklı bağlantılara sahibiz.

ben dindar bir insan değilim ama insanlara istedikleri şeye inanma hakkını çok görmem. öte yandan aynı inançların bana dayatılmasından da hoşlanmam. birisinin sizin için dua etmesi -siz öyle bir talepte bulunmasanız da- güzel bir şey olmalı. fakat nefret mesajını kamufle etmek için tanrı'yı kullanan bir grup insanın benim için dua etmesini istiyor muyum? bilet gişesinin önünde broşür dağıtan güzel, ahlaklı genç kızlar var ve biri "ben sarışın doğdum, siz ise eşcinsel olmayı seçiyorsunuz!" yazan bir pankart taşıyor. bu kızların hoş süslenmiş kibarlıklarının, "iyi hristiyan" olma iddialarının arsenik katılmış pastanın üstündeki krema olduğunu anladım.

eşcinsel evliliğe izin verecek bir anayasa değişikliğini protesto etmek için bu kadar uğraşan eylemcileri uyarıyorum: "hiçbir şey değişmiyor."

eşcinsel olan çoğu insan bir heteroseksüele aşık olma türünden talihsizlikler yaşamıştır. böyle bir şeyi ilk yaşadığınızda şöyle düşünürsünüz: "onu değiştirebilirim; onu kendisini tanıdığından daha iyi tanıyorum." ve kaçınılmaz olarak kırık bir ilişki ve daha da kırık bir kalple baş başa kalırsınız. bunun heteroseksüel karşılığı, sevdiği ve onu her gece döven erkeğin bunu yapmayı bir yerde keseceğinden her nasılsa emin olan kadındır. sonuçta iki durumda da insanlar değişmez; ne kadar çekici olursanız olun, ne kadar çok severseniz sevin, bir insanı olmadığı bir şeye dönüştüremezsiniz.

insanları asla sandığımız kadar iyi tanımayız ve buna kendimiz de dahildir. bir sabah eşcinsel olarak uyanabileceğinize inanmıyorum. ama bir sabah uyanıp hayatınızı içinde belirli bir kişi olmadan sürdüremeyeceğinizi anlayabileceğinizden artık eminim.