18.1.16

boncuk oyunu

hermann hesse

dünyaya gönül vermiş insanların çocuklardan geri kalır yanı yoktur.

her şeyin hakkından gelebilmek, her şeyin hakkını verebilmek için kuşkusuz ruh gücünden, coşku ve sıcaklıktan yeterince nasibini almamış olmak değil, bunlara fazlasıyla sahip olmak gerekir.

iki insanı birbiriyle her şeyden kolay dost kılacak bir şey varsa o da müziktir.

yüksek makam seni bir göreve getirdi mi şunu bilmelisin ki, üst kademelere tırmanış özgürlükten değil, bağımlılıktan içeri atılmış bir adımdır. mevki ve makamın otoritesi arttıkça hizmet zorlaşır. kişilik güçlendikçe keyfi davranışlar geri plana atılır.

her bilim bir bakıma düzene sokma, sadeleştirme uğraşıdır; sindiremeyeceği şeyi akıl için sindirilebilir duruma getirmektir.

yatmadan yıldızlı gökyüzüne bir bakmak ve kulağını müzikle doldurmak, bütün uyku ilaçlarından daha etkilidir.

gereği gibi çözülmüş bir matematik problemi insana entelektüel haz verebilir; iyi bir müzik onu dinleyen, hele çalan kimsenin ruhunu yüceltebilir, bir erginlik, bir büyüklük bağışlayabilir bu ruha; huşu içinde yapılan bir meditasyon insanın kalbini yatıştırıp evrenle uyum sağlayabilecek bir havayla donatabilir.

sebat, yolcuyu esenliğe kavuşturur.

bir tez ne kadar sivri ve ödün vermez biçimde dile getirilirse, kendi antitezini davet edişi de o kadar kesinlik taşır.

gençler için büyük adamlar, dünya tarihi pastasının içindeki kuru üzümler gibidir.

çünkü bir büyüyü içerir her başlangıç
tutar elimizden, kol kanat gerer yaşamımıza

şansın ne mantık, ne ahlakla ilgisi vardır; özünde bir büyüselliği içerir şans; insanlığın çok gerilerdeki gençlik döneminden kalmadır.

dindar biri için ruhani bir alayın yağmur altında yürüyüşünde bile bir kutsallık vardır; bir şölen sofrasında yenen dibi tutmuş yemekler bile onun içindeki coşkuyu silip atamaz.

döner boşlukta zorlamadan yaşamımız özgürce
yoksunluktan uzak, oyunlara gönüllü her vakit
yine de çekeriz susuzluğunu gerçeğin gizlice
doğurtmaların ve doğumların, acıların ve ölümün

insanın yorgun düşüp de uyuyabilmesi, uzun süre taşıdığı bir yükü sırtından atabilmesi eşi bulunmaz, harikulade bir şeydir.

bir gerçek var, sevgili dostum. ama senin şiddetle arzuladığın öğreti, o mutlak, mükemmel, insanı bilgeliğe ulaştıracak tek öğreti, bu yok işte. mükemmel öğretiyi bırakıp kendini mükemmelleştirmeye bakmalısın. tanrı senin içindedir, kavramlarda ve kitaplarda değil. gerçek yaşanır, öğretilmez. kavga ve savaşlara hazırlamalısın kendini. gördüğüm kadarıyla, savaş başladı bile.