24.12.15

justine

lawrence durrell

kör olan aşk değil, kıskançlıktır.

gövdesini bir erkeğe sunarken gerçek benliğini veremeyen bir kadını sevmekten daha büyük bir felaket olamaz.

bir kadınla üç şey yapabilirsin: ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın.

tanınmamak insanı her zaman yaralar.

ne budala, ne aşağılık yaratıklarız; iki bacak üstünde yürüyen kendini beğenmişlikten başka bir şey değiliz.

her erkek çamur ve iblis karışımıdır; hiçbir kadın bunların her ikisini de doyuramaz.

bir kentte sevdiğiniz biri yaşıyorsa orası sizin için dünya olur.

gerçek bir orospu, bir erkeğin gerçek sevgilisidir.

filozoflar insanın ruhunu, doktorlarsa gövdesini didikleyip duruyorlar; ama insan hakkında gerçekten bildiğimizi söyleyebileceğimiz ne var? topu topu sıvı ve katı boşaltım yapan, etten bir boru olduğundan başka.

aşk öğrencisi olan biri için her ayrılık bir okuldur.

paracelsus: kötülük ayartılmış iyiliktir.

büyük dinlerin hiçbiri sonu gelmez yasaklar koymaktan başka bir şey yapmamıştır. ama yasaklar arzuyu kurutacağı yerde daha da yeşertmiştir. arzuya boyun eğ ki ondan arınasın. insanın bütünlüğünü evrenin bütünlüğüyle denkleştirmek için her şeyden yararlanmalı; hatta hazdan, ruhun hazda kabarcıklanışından bile.

bir adamın kendi karısına karşı tutkulu aşkı bile bir ihanettir.

birini anlamak demek, onun güçsüzlüğüne acımayı kabul etmek demektir.

"dünya bir hıyara benzer; bugün elindedir, yarın kıçına girer." (arap atasözü)

"insan başkalarının kendisini umursamadıkları, gerçekten umursamadıkları duygusuna yıllarca katlanmak zorunda kalır; sonra bir gün, gittikçe artan bir korkuyla asıl umursamayanın tanrı olduğunu anlar. yalnızca umursamadığını değil, şu ya da bu yolu seçmesine hiç aldırmadığını."

bu dünyada kendi kendilerini yok etmeye yargılı insanlar vardır; onlara hiçbir mantıklı kanıt para etmez.

suç, her zaman kendi bütünleyicisi olan cezaya doğru koşar; mutluluğunu orada bulur.

düşünürün görevi düşünceler ileriye sürmektir; oysa azizin işi susmak, bulduğu şeyi söylememektir.

arzudan değil duygudaşlıktan kaynaklanan sevişme çok daha gerçektir; çünkü hiç yaralamaz.

her öpüş nefrete karşı kazanılmış bir zaferdir.

bizimle günah çıkarma ilişkisinde olan kişiler asla bizi sevemezler, asla gerçekten sevemezler.

cinsellikle bölünmüş ruhlar asla huzura kavuşamazlar; ta ki yaşlılık ve güçsüzlük onlara sessizlikle dinginliğin düşmanca olmadığını öğretinceye kadar.