4.12.15

edebiyat yazıları

fethi naci

sanatçı, yalnız başkalarından değil, kendinden de intihal yapmaz.

atatürk: bizi yanlış yola sevk eden fesatçılar çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz; görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir.

reşat nuri güntekin: en eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.

atatürk: ölülerden yardım istemek medeni bir sosyal topluluk için lekedir.

jean-paul sartre: insan bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.

edebiyatın görevini basit bir pedagojik görev durumuna getirdiniz mi, yani şiirin, hikayenin, romanın en güzelini yazmak yerine, halka bilinç vermek ya da sömürü koşullarını ortadan kaldırmak adına şiirin, hikayenin, romanın en sıradanını yazmaya giriştiniz mi, istediğiniz kadar yüksek ülkülerden söz açın, bu sıradanlığı kimseye yutturamazsınız. dahası var: edebiyata yüklediğiniz göreve yan çizmiş olursunuz. çünkü edebiyatın dünyanın tanınmasına ve değiştirilmesine katkıda bulunabilmesinin ilk koşulu, yazdığınız şiirin, hikayenin, romanın gerçekten "edebiyat eseri" olmasıdır; bu koşul gerçekleşmemişse, bırakın halkı, sanatçı birey olarak kendinizi bile kurtaramazsınız.

louis baillot: sanatsal yaratışı sadece siyasal boyuta indirgemek, sanatı da yoksullaştırmaktır, politikayı da.

paul nizan: bir erkek, kendisine ancak bir kadınla başlar tekrar. ya da savaşla, devrimle.

jean-paul sartre: yazarın görevi, hiç kimsenin dünyadan habersiz kalmamasını ve bu yüzden kendisinin suçsuz olduğunu ileri sürememesini sağlamaktır.

hiçbir zaman kapkaranlık değildir gece (eluard)

lukacs: edebiyat gerçek yaşantıya dayanır; kararlar, ne kadar iyi niyetle varılmış olurlarsa olsunlar, yaşantının yerini tutamazlar.

"bir kadını ya da bir erkeği sevmek, yaşamın yeni bir boyutunu, yeni ve önceden bilinmez bir geleceği keşfetmektir.

aşk, deha kadar az bulunur bir şeydir.

aşkın gözden düşmesinde feodal ya da burjuva evlilik kurumunun büyük payı vardır; çünkü cinsel ilişkileri aşk ilkelerinden başka ilkelere, özellikle kan, kudret, para ilkelerine bağımlı kılmıştır.

aşk, insan ötekini kendine yeğleyince başlar; onun farklı olduğunu, sonuna kadar özgür olduğunu kabul edince başlar.

yaşamın anlamı aşktır." (roger garaudy)

nazım hikmet: bir derecesini geçtikten sonra felaket denen şeyin acısı duyulmuyor.

jean cocteau: ne masayı anlatacağım diye "masa" kelimesini kullanacaksınız ne kuşu anlatacağım diye "kuş" kelimesini ne de aşkı anlatacağım diye "aşk" kelimesini.

jean-paul sartre: edebiyatı bilimsel iletişimden ayıran, tek sesli, tek anlamlı olmayışıdır; dil sanatçısı, üzerlerine düşürdüğü ışıkla, verdiği ağırlıkla, sözcükleri değişik düzeylerde, birkaç anlama gelecek biçimde kullanabilen kişidir.

reşat nuri güntekin: ne istediğini ve ne yapacağını bilen sekiz on münevver insan; karanlık fikirli, karanlık maksatlı hesapsız cahil sürülerini dilediği gibi sevk ve idare edebilir.