7.12.15

bir balık, bir su, bir ay

bedirhan toprak

isteğin önünde gecenin saat üçü vardı. gözlerim hadi benim diyelim ama yatağın sıcağı vardı. çünkü mevsimlerden soğuk bir sonbahardı. hayır. istek varsa bütün yollar kısaydı belki ama münasebetsizlik değil mi işte gecenin o saatinde kimbilir hangi puştun önüme ördüğü pis bir duvar vardı. gözlerim benimdi ya kolaydı. e uyku da benim uykum sonunda. soğuksa dayanılır bulunur bir çaresi. yola gelince zaten söyledim. kısa. bir tek duvar. duvar. birdenbire yürek gümbürtüsü bir dil gövdemin dört bir duvarında. birden. gitmeliyim. gitmek zorundayım. gitmezsem olmaz. kolay değil olsun yıkmak. tırnaklarımda onca kan. olsun. göğsüm lime lime. olsun. can mı dayanır buna. olsun. yıkmak zorundayım. yıkmazsam olmaz. olmaz işte. yıktım. ve giderayak baktım. istemeden. elimde olmadan. öylesine. yani dön de bir bak dedi sanki biri. dön de bir bak. sonra gene o biri o biri sen olmayasın dedi de bakmak zorunda kaldım işte: öfke. bir de eli ayağı tutuşmuş bir hırs. sonra da dimdik istekti. dikili gözleri ardına kadar ve dişleri korkunç. korkunç. korkunç. oturup sonra da kayanın bir ucuna. denize karşı. korktum bütün bir gün. güneşin her yalayışında dört duvarımı. titreye titreye. denize sordum gene tek çarem. bana dilsizdi. ki balığıma kapandım. ve birdenbire. belki dedi biri kim. konuş. açık konuş.

hiçbir şeyi görmüyor dilim onun o dile akışından başka. ah hayvan. oysa niye hayvan diyorsa bu şimdi burdaki adam. şeylerden başka şeylerden de çevrili olduğundan mı yoksa. yani işte bir kadın. bir kadın daha işte. ve onların mı değil mi önemi yok iki de erkek. çocuk da var ama onun günahı yok. kedi de öyle. ah kimbilir. belki kadınların da. adamların da. peki o zaman kime soralım o dilin su yolunda yılansı kıvrımlarla sürüne sürüne o dile doğru niye hayvanlığını üstelik gecenin bu saatinde üstelik bakmasak bile perdelerimizden. tabii ya perdelerimizden. ay vardır tepemizde sapasağlam. yani gecenin bu en güzel saatinde biz gene de mi susalım. iyi ama bu hep. hep. hep bu işte yıllardır. yıllardır bu. bak çünkü. bak bir de kanıyor ortalık yerde. ve hayvan demişsem bile ben bir kere. içim acıyor. çaresizim. acıyor. yani. namussuzum abartıyorsam. hani kendimi kandırmak filan. ama ortalık ayan beyan kan revan. kedinin huysuzlanması bile şimdi bu kırmızıdan. çocuk çocuk işte. aldır ama unut. erkekleri geçelim şimdi. çabuk ol. geçelim. ama bir kadının şimdi. yani o iki kadından bir kadının en üst omurunda birdenbire şimdi. bir ürperme sanki. ah hayvan. ah yok ki. bu dünyada bilmek yok ki. dil ya da su bu büsbütün biri ötekine doğru akışların dili yok ki. öyleyse mi diyelim o zaman. bütün akşamlar ve bütün sabahlarda bilinmez mi ki hiç kimin kimi çağırdığı. ah o da işte. o da işte: kimin kimseyi çağırmadığı. boğuyorum ben de. boğuyorum işte. başka ne yapsam. hem herkesler de gülüyorken hazır suçsuz. dilime bir çentik daha. suyu ve yalanı kutsuyorum.

söylemek zor olsa kolaydı her şey. susardım. dilim hiçbir su yolunda o zaman. elimin kanaması bilinen bütün duvarlar önünde yok. yazı yok çünkü hatırlasana. onların bildikleri. ve benim düştüğüm. ele verdiğim. çoraplar ördüğüm. sonra da şu malum hırka. bir de ben. ama ne malum. ben olsam suyu hatırlardım demiştim senin yerinde olsam. kendi diye. kendi diye taşları bile severmiş de söylemezmiş diye. otları da hatta. rengini veren kuşları da. çünkü düşün. her uçuşu bir düş düşürür de bakmaz gene de kimse. o da. öteki de işte. susardım. ve her hecede bir yaş daha büyümezdi bu hayvan. zor olsaydı adını söylemek dünyanın doğduğu gecenin. gecenin ırmaklarının o hiçbir şeyden habersiz akışlarının içinde yansıyan ayın. bir de yalnız değil miydi ay. bir de güzel değil miydi yazısı kolay ve akışıyla kendi. sonra da işte o bütün ırmakların sularında da. taşlarında da. o kimsesiz ve mumnun toprakların otlarında da. tek yeşili kuşanan. yeşile yakışan kuşların da. sorma artık. daha ne isterdi ki. belki. kuşkusuz belki. ben sandım dil de bir aydır da su da yapar kendine. sonra o gecenin ırmaklarının hem taşlarıyla yeşim bir bakarsan. elbette. kimbilir. uçar da. ama ne yazık ki. ah ne yazık ki. susmakmış meğer gecenin zoru. susardık biz de. artık hep susardık.