8.11.15

sanat, edebiyat, dil, kültür

nazım hikmet

biz güzel sanatlar sahasında ananelerin hala esiriyiz. sanatı hala afyon çekmek kabilinden bir şey telakki edenler az değildir.

derelerin arasında köprüler nasıl bilgisiz kurulamazsa, yüreklerin arasında da köprü kurmak için bilgili olmak gerektir. eğer ozanlığa özenseydim, tek söz yazmadan önce, en aşağı iki dil öğrenir, iki bin kitap okurdum.

ölü bir fotoğraf makinesi gibi değil, bir sarhoş şarkısı, bir deli sayıklaması verimi gibi de değil, olanı olduğu gibi gören canlı bir insan kafası gibi, bir "ruhlar mühendisi"ne benzeyen kitapları severim.

halifeliğin cehennemin yedi kat dibine yuvarlanmasından şapkanın giyilişine dek, bir devrim bakımından, atılan her adımda yürekleri parçalananlar oldu. bir devrim gözüyle emperyalizmin denize dökülüşünden, temiz türkçenin işlenmesine kadar yapılan sıçramaların ağrısını gırtlaklarına sarılmış bir pençe gibi duyanlar vardır.

entelektüel dediğin, şarkıya benzer. iyisi, özlüsü, derini ve düzenlisine doyum olmaz. kötüsü çekilmez bir nesnedir. ne dinlenir, ne tadılır.

gelen edebiyat neslinin giden edebiyat nesline vereceği en kahredici, en kestirme, en kati cevap meydana eser çıkarmasıdır. bilhassa keyfiyeten eskisinden üstün, eskisinden ileri eser..

afiş sanatkarlığı; doktorluk kadar mesuliyetli, saray şairliği kadar zeki ve kurnaz, düşman memleketini işgal eden bir ordu kumandanlığı kadar kudretli bir şeydir.

"musiki ruhun gıdasıdır." (osmanlı atasözü)

bütün kainat, bütün unsurlarıyla başsız ve sonsuz bir akış halindedir. dün yok oluyor, bugün dünün, yarın bugünün yerine geçiyor. böylelikle her an gelen bir yarının akışı içinde, adımlarını bu akışa uyduran adam yaşayan adamdır.

her küçük, yarım, taslak entelektüel kendisini dünyanın mihveri sanır.

en çok gürültü koparan en çok verimi olan değildir. büyük çalışmalar, buzların altında akan büyük nehirlere benzerler. ilk bakışta önümüzde kımıldamayan, gürültüsüz bir düzlük vardır. oysaki bu sessiz düzlüğün altında akan su bütün kocamanlığı ve büyüklüğüyle ortaya çıkmak için baharın gelmesini bekler.

ihtisas ve zevk-i selime, sanata ve bilgiye yer verilmezse, onun boşluğunu ne para, ne yaldız doldurabilir.

büyük sanat kitaplarını, sahicileri sahtelerden ayıran hususiyet şudur: olanı durgun, taş kesilmiş olarak değil, olanı olduğu gibi, yani doğuş, oluş ve ölüş akışında aksettirmek.

tolstoy: sanat; iyilik, güzellik ve ışık için çalışmalıdır. iyilik ülküsünü gütmeyen bir sanat sadece bir eğlencedir.

şiirin gayesi, kainatın sırlarını sezip sezdirmektir. şiir, sanat, alemin ve hayatın tefsiridir ve sanatkar insanları bu tefsir etrafında toplanıp işlerinde, insanoğlunun yeryüzündeki vazifesinde ondan ateş almaya davet eden adamdır.

kapitalizm, gelişerek öyle bir merhaleye varır ki, yalnız maddi eşyalar değil, manevi değerler de mal olur, alınıp satılır.

istikbal yalnız hakiki sanatın ve hakiki sanatkarlarındır.