8.11.15

özgürlükten kaçış

erich fromm

bir özgürlük eğilimi olarak başkaldırma eylemi mantığın başlangıcıdır.

birey, kendisini dış dünyaya bağlayan göbek kordonunu koparmadığı ölçüde özgürlükten yoksundur; ama bu bağlar ona bir ait olma ve bir yerlere köklenmiş olma duygusu ve güvenlik de verir.

başarılı devrimci bir devlet adamı, başarısız olanı ise bir suçludur.

eğer yaşamın anlamı kuşkulu bir duruma gelmişse, eğer kişinin başkalarıyla ve kendisiyle olan ilişkileri ona güvenlik sunmuyorsa, bu durumda ün, kişinin kuşkularını dindirmeye yönelik bir araç olur.

ideal olan -eğer insan doğası o noktaya dek yükselebilirse- komünizmdir.

tanrının buyruğu altındaki insanın özgür iradesi yoktur; ancak o ya tanrının ya da şeytanın iradesinin bir tutsağıdır, hizmetçisidir, kölesidir.

sadece bu dünyayı küçümseyen kişi kendini gelecek dünyaya hazırlamaya aday olabilir.

nefret, tutkulu bir yıkım arzusudur; sevgi ise bir nesnenin tutkuyla olumlanmasıdır; sevgi bir coşku değil, amacı kendi nesnesinin mutluluğu, gelişimi ve özgürlüğü olan aktif bir çaba ve içsel bir ilgililiktir.

bilinç, insanın kendi içine yerleştirdiği köle sürücüsüdür.

bir başkasıyla simbiyotik bir ilişkiye girme itkisine yol açan şey, her zaman için, bireysel özün yalnızlığına dayanma yetisinden yoksunluktur.

erk tutkusu güçlülükten değil, zayıflıktan doğar.

kendi düşüncelerimizi dile getirme hakkı, sadece eğer kendimize ait düşüncelere sahip olabilme yetisine sahipsek bir anlam kazanır.

özgürlük; tümel, bütünleşmiş kişiliğin kendiliğinden etkinliğinden oluşur.

"eğer kendim için değilsem kim benim için olacak? eğer sadece kendim içinsem neyim ben? şimdi değilse ne zaman?" (talamud)

yaşamın sadece tek anlamı vardır: yaşama ediminin kendisi.

görüşler etkili birer güç olabilir; ama sadece belli bir toplumsal kişilikte belirgin olan özgün insanca ihtiyaçlara yanıt verebildiği ölçüde.

hiçbir dönemde sözcükler gerçeğin gizlenmesi için günümüzde olduğu kadar çok ve yanlış kullanılmamıştır.