12.11.15

harita ve topraklar

michel houellebecq

çözülmemiş bir olay eski bir yara gibidir; size asla huzur vermez.

ne tuhaf, insandaki kendini ifade etme, dünyada bir iz bırakma ihtiyacının güçlü bir şey olduğunu sanırız; ama genelde yeterli olmaz bu. asıl işe yarayan, insanları kendilerini aşmaya iten şey hala sadece para kazanma ihtiyacı.

inat birçok meslekte, en azından gerçeklik kavramıyla uzaktan yakından ilgisi olan her meslekte işe yarayan tek insan özelliğidir.

edebiyatta, müzikte yön değiştirmek kesinlikle olanaksız; adamı linç ederler. bir yandan hep aynı şeyi yaparsan kendini yinelemekle, gerilemekle suçlarlar; ama başka tarafa kayarsan bu sefer de her işe el atan tutarsız biri olmakla suçlarlar.

güzellik biraz da ayrıntıdır.

yoğun bir bakış, tutkulu bir bakış. kadınların aradıkları her şeyden önce budur. bir erkeğin bakışlarında bir canlılık, bir tutku fark ettiler mi onu çekici bulurlar.

tanrı'ya inanmak rahatlatıcı bir şey olsa gerek: başkaları için artık bir şey yapılamadığında -yaşamda da genellikle öyle oluyor, işin özünde hemen her zaman olan biten budur, özellikle de kanser söz konusu olduğunda- geriye onlar için dua etme seçeneği kalıyor.

kırlangıçlar insanların yaptıkları yuvaları asla kullanmazlar. bir insan yuvalarına dokunduğunda bile, onu bırakıp bir yenisini yaparlar kendilerine.

genel olarak insan yaşamı çok da bir şey değildir, az sayıda olayla özetlenebilir.

insanların sesleri asla değişmez, yüzlerindeki ifade de aynı şekilde. yaşlılığı özetleyebilecek genel bedensel çöküşte, sesle bakış kimliğin, özlemlerin, arzuların, insan kişiliğini oluşturan her şeyin sürüp gittiğine acılı ama söz götürmez biçimde tanıklık eder.

cinsellik hassas bir şeydir, içine girmesi güçtür güç olmasına ama insan kolayca çıkıverir ondan.

insan her zaman notlar alabilir, tümcelerini arka arkaya getirmeyi deneyebilir; ama roman yazmaya başlamak için tüm bunların yoğunlaşmasını, söz götürmez bir duruma gelmesini beklemek, gerçek bir gereksinim çekirdeğinin ortaya çıkmasını beklemek gerekir.

anlamlı olmayan bir şeyde anlam aramamalı.

insan yaşlandığını başkalarıyla olan ilişkileriyle, onların aracılığıyla fark eder; yoksa kendisinin sonsuza dek yaşayacağına inanmak ister içten içe.