17.11.15

eve dönüş

clarissa pinkola estes

hoşnutsuzluk, anlamlı ve hayat verici değişikliklere açılan gizli kapıdır.

kadınların "her şeyi iyileştir, her şeyi tamir et." baskısı, bize kültürlerimizin yüklediği gerekliliklerden oluşan büyük bir tuzaktır.

kuruyup kaldığımız zaman her şeyi idare ettiğimizi, her şeyin iyi olduğunu göstermek için tamamen sakat gibi yürümeye çalışırız. kaybolan ister ruh derisi olsun, isterse üstümüze uymayan kültür yapımı deri; işin aslı başkaymış gibi yaparak aksarız. ama böyle yaptığımızda hayat yoksullaşır ve bunun bedelini çok ağır öderiz.

pek çok modern kadın için en korkutucusu, karanlıkta ruh derisini aramaya gitmek değildir. çok daha zor ve katlanılması güç olan, suya dalmaktır, gerçekten eve dönmektir ve özellikle de gerçekten veda etmektir. kadınlar her ne kadar kendilerine geri dönseler, ruh derilerini giyinseler, yavaşça örtseler ve gitmeye tamamen hazır olsalar da, gitmek zordur; çok ilgilendiğimiz şeyleri bırakmak, devretmek, bütünüyle terk etmek, gerçekten ama gerçekten zordur.

kadınlar ne zaman dünyada fazla uzun kaldıklarını bilirler. ne zaman eve geri dönmekte geciktiklerini bilirler. bedenleri şimdi ve buradaysa da, akılları çok ama çok uzaklardadır. yeni bir hayat için can atarlar. deniz için nefesleri kesilir. sadece gelecek ay için yaşarlar, sadece bu mevsim geçene kadar; kendilerini tekrar canlı hissedecekleri kış sonuna kadar bekleyemezler, bekledikleri sadece gelecekte bir yerdeki mistik bir zamandır, o gün geldiğinde harika şeyler yapmakta özgür olacaklardır. olmadığında öleceklerini düşünürler. ve her şeyde bir yas havası vardır. matem vardır. özlem vardır. arzu vardır. eteğindeki ipleri çekerek koparır ve pencerelerden uzun uzun bakar. ve bu geçici bir rahatsızlık değildir. kalıcıdır ve zaman içinde giderek daha da yoğunlaşır.

eve gitmenin birçok yolu vardır: birçoğu dünyevidir, bazıları ise kutsal. eve giden çıkışın tam yeri zamandan zamana değişir, bu nedenle konumu bu ay, bir önceki aydakinden farklı olabilir: bunlara değinen şiirleri ve kitap pasajlarını yeniden okumak. bir nehrin, bir derenin, bir koy'un yanında birkaç dakika olsun zaman geçirmek. yıldızlı bir gecede yere uzanmak. etrafta çocuklar olmadan sevdiğinle birlikte olmak. bir şey soyarak, örerek, kazıyarak revakta oturmak. bir saat süreyle herhangi bir yöne doğru yürümek ya da araba sürmek, sonra geri dönmek. gidilen yeri bilmeden herhangi bir otobüse binmek. müzik dinlerken tempo tutmak. gün doğumunu selamlamak. şehir ışıklarının geceleyin gökyüzünü perdelemediği bir yere gitmek. ibadet etmek. özel bir arkadaş. ayaklarını sarkıtarak bir köprünün üstünde oturmak. güneşte saçları kurutmak. yağmur suyu dolu bir fıçıya ellerini sokmak. saksılara bitkiler dikmek ve bu arada ellerin çok kirlendiğine emin olmak. güzelliği, letafeti, insanların dokunaklı zayıflıklarını gözlemek.

kimisi için ev, bir tür gayret göstermektir. kadınlar, yapmamak için yıllarca çeşitli nedenler bulduktan sonra, tekrar şarkı söylemeye başlarlar. kendilerini uzun bir süredir yürekten hissettikleri bir şeyi öğrenmeye adarlar. hayatlarındaki kayıp insanları ve şeyleri ararlar. seslerini geri alırlar ve yazarlar. dinlenirler. dünyanın bir köşesini kendilerinin kılarlar. büyük ve ciddi kararları yürürlüğe sokarlar. ayak izleri bırakan bir şey yaparlar.

zamanı geldiğinde, zamanıdır. hazır olmasanız bile, işleriniz bitmemiş olsa bile, bugün geminiz geliyor olsa bile. zamanı geldiğinde, zamanıdır. eğer bir kadın gitme zamanı geldiğinde gitmezse, ruhundaki ince çatlakların derin vadilere, derin vadilerin de gürleyen dipsiz çukurlara dönüşeceği gayet açıktır. gider, çünkü zamanıdır ve bu nedenle gitmelidir.