17.10.15

dizeler

ahmet oktay



çok ayaklı bir kuştur keder
çaresiz, acılı, konuşkan
işi gücü kendiyle buluşmak
ve ansızın kalkıp damların üstünden
birbirleriyle buluşmak

dilsiz bir pavyon kapıcısının anlatımı gibi
yaralı
kanayan
ve yanlış biriyim ben

artık güz
bir intihar gibi bırakıyordur
kendini kanlıca kıyılarına

çünkü herkes bir yankı bırakacak
kendi dehşetinden
ve herkes içinde aynı dehşetin
ve bölüşüyor aynı cinayeti
lokanta duvarında görülen acemice bir resmin
içindeki dondurulmuş figürler gibi

gezgin büyülüdür fethedilmemişin gizemiyle
savaşçının kargısı sonunda uzlaşır ölümle
sense bedenin ve ruhun acısına adandın ey sürgün

aşk belki de hiç olmadı, özgürlük de öyle
sunuldum şölenine ey mutsuzluk
gövdemden daha ağır yüz bin belgeyle

kimse yetinemez kendi sözleriyle
özlemse eğer yolculuğun hamuru

umutsuzluk da bilgisiydi yaşadığımızın
her çiçek biraz kanar gecede

kurban isteyenden de sakın
baskıyı düzen diye sunandan da

kan bağından üstündür akıl bağı

anla, açıkla, benzerine sun. bir şarkıda
bulduğun sevinç: nasıl da gizemli
insan sesi. bölüş kim olursa olsun. bilge
yanıla yanıla kurandır geleceği.

amacı bulmak değil gömücünün
aramak
cinayetten korkunç olansa
cinayete alışmak

umudu terk eden kurtulacaktır
ancak zamanıyla bakışan kurtulacaktır

yüreğim: paslı bir kapı
açılınca da inildeyerek ardında
hiçbir şey yok büyük karanlıktan başka

ödeşmiyorum seninle
sevgili yaşam
uzlaşmıyorum da

kentler:
sizde yaşadım ölümümü
ve özgürlüğümü

yaşadıklarımız
yaşanacaklarda birikti
içimde ülkelerarası bir gömütlük
yarım kalan ne varsa ömrümde
doğacaklar tamamlansın diyeydi

-içinde, düştüğün her uçurum-

insan çekmecelerini de temizlemeli zaman zaman
kalbini de!

isterdim bütün dilleri bilmeyi
öğrenmek değil kaybolmak için

çabuk unutmak zorunda her yoksul
dayanabilmek için ertesi güne

uçurumsudur arayan insan. yetinmez
bulduğu ve olduğuyla. öte çağırır
cehennem sesiyle. yazgıyı kimse bilmez
tomurcuk da giz de apansız yırtılır
sevinç ve keder beslenir aynı sabırla