23.9.15

hasretinden prangalar eskittim

ahmed arif



bin yıl, bahar içre ömrünü sürsün
seni doğuran ana

seni, anlatabilmek seni
iyi çocuklara, kahramanlara
seni, anlatabilmek seni
namussuza, haldan bilmez, kahpe yalana

gitmek
gözlerinde gitmek sürgüne
yatmak
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani

tütünü bilir misin
"kız saçı" demiş zeybekler
su içmez her damardan
yerini kolay beğenmez
üşür
naz eder
darılır
iki yaprak arasında kıyılmış
bir parçası var kalbimin
incecik, ak kağıtlara sarılır
dar vakit yanar da verir kendini
dostun susan dudağına

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu
hani, kurşun sıksan geçmez geceden
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık
ve zehir zıkkım cıgaram
gene bir cehennem var yastığımda
gel artık

sus, kimseler duymasın
duymasın, ölürüm ha
aymışam yarı gecede
seni bulmuşam sonra
seni, kaburgamın altın parçası
seni, dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi

ne alnımızda bir ayıp
ne koltuk altında
saklı haçımız
biz bu halkı sevdik
ve bu ülkeyi
işte bağışlanmaz

korkunç suçumuz

gör, nasıl yeniden yaratılırım
namuslu, genç ellerinle
kızlarım
oğullarım var gelecekte
her biri vazgeçilmez cihan parçası
kaç bin yıllık hasretimin koncası

gözlerinden
gözlerinden öperim
bir umudum sende
anlıyor musun?