6.8.15

yeni bir sayfa

italo calvino

insan ancak ezilirse insan olabilir. ancak en uç noktayı yaşarsa kurtulur.

tarihin yenilenmesi, kendi doğaları ve eğitimleriyle görülmemiş hesapları olmayan, bir bütünün parçası olduklarını bilen, sınırların ve kusurların da, öyle oldukları kabul edildiğinde, daha karmaşık ve hareketli bir değerler ekonomisi içinde kazanca dönüştürülebileceğini bilen kişilerden gelir.

cesare pavese: çıkarılacak ders şu: sanatta da, hayatta da yapı kurmak, hayattan olduğu gibi, sanattan da zevk düşkünlüğünü kovmak; trajik düzeyde var olmak.

yazar, bir oyuncu gibi bir role bürünüp yazdığı andaki benliğinin o yansımasıyla özdeşleştiği ölçüde yazardır.

"trajediye, ancak yaşama, insan gerçekliğine bütünsel bir bağlanmayla; neşeli, çekincesiz, entelektüel polemiklerden hiçbirinin olmadığı bir bağlanmayla ulaşılır. mutluluk duygusu olmadan trajedi var olamaz. ancak insanların yaşama sevincini dile getirmeyi başarırsak gerçekten trajik olabiliriz."

insanın tarihe etkin katılımı, insanların kanlı yürüyüşüne bir anlam verme zorunluluğundan kaynaklanır.

yarının edebiyatı, bizden -sürekli olarak dikkati dağılmış, kaygılı, gazete düşkünü, trafik tıkanıklıklarından sinirleri yıpranmış kişilerden- doğabilecek edebiyat olacaktır.

edebiyatın savaşı, tam da dilin sınırlarından dışarı çıkma çabasıdır; edebiyatı harekete geçiren, sözcük dağarcığı dışında yer alan şeylerin çağrısıdır.

ahlakçılık, ahlakın belirli bir anda öngördüğü değerler ve davranışlardan başka değerler ve davranışlar olması gerektiğini ya da olabileceğini yadsıyan kişinin düştüğü hatadır.

samuel taylor coleridge: inançsızlığın askıya alınması, her tür yazınsal yaratının başarı koşuludur.

gerçekliğe yönelik tutumları, değişmez içsel gerekçelerince belirlenenlere ne mutlu!