2.8.15

ezilenlerin pedagojisi

paulo freire

mücadele, insanların, başkalarınca mahvedilmiş olduklarını görmeleriyle başlar.

insanlaşma; adaletsizlik, sömürü, baskı ve ezenlerin şiddetiyle engellenir; ezilenlerin özgürlük ve adalet özlemiyle, kaybettikleri insanlığı yeniden kazanma mücadelesiyle olumlanır.

ezilenlerin büyük insani ve tarihi görevi şudur: kendilerini ve aynı zamanda da ezenlerini özgürleştirmek.

az sayıdaki insanın ötekilerin sorgulama sürecine girmesini engellediği her durum, bir şiddet durumudur. kullanılan araçlar önemli değildir; insanları kendi karar almalarına yabancılaştırmak; onları nesnelere dönüştürmektir.

gerçek bir söz söylemek, dünyayı dönüştürmektir.

kendisini diğer herkes gibi ölümlü olarak görmeyen birinin, yüzleşme noktasına ulaşabilmek için kat edeceği yol çok uzundur.

demokrasiyi yüceltirken halkı susturmak yüzsüzlüktür; hümanizmden dem vururken insanı hor görmek, bir yalandır.

umut, kollarını kavuşturup beklemek değildir.

insanlar kendi konularının araştırılmasında ne kadar aktif tavır alırlarsa, gerçekliği eleştirel algılamakta o denli derine inerler ve kendi konularını ifadelendirirken gerçekliği o denli sahiplenirler.

eleştirel düşünme de eylemdir.

tüm zamanların egemenlerinin bakış açısına göre gerçek düşünmenin önkoşulu hiç düşünmemektir.

egemenlerin yaptığı gibi yalnız halk hakkında düşünmek, bu düşünceye kendini katmamak, halka birlikte düşünmeyi ihmal etmek, önderin devrimci olmaktan vazgeçmesinin en garantili yoludur.

her gelişme dönüşümdür; ama her dönüşüm gelişme değildir.

eğer işçiler bir şekilde kendi emeklerinin sahibi olmazlarsa, bütün yapısal reformlar etkisiz kalacaktır. işçiler kendi emeklerinin sahibi olmalıdırlar, satıcısı değil. çünkü emeğin ticaretini yapmak ya da emeğini satmak köleliğin bir biçimidir.

eleştirel bilinç anarşiktir. 

canlı, zinde kalabilmemizin ve gerçek filozoflar olabilmemizin tek yolu, içimizdeki çocuğun ölmesine asla izin vermememizdir.

en iyi niyetli önderlik bile, bağımsızlığı bir armağan olarak veremez.

hiçbir sömürgeci, bir halkı, soykırım hariç kültürel olarak gerçekten kısırlaştıramaz. sömürge süreci, yanı sıra akıl almaz ve diyalektik bir karşı hareket getirir. yani, halkın sömürgeleştirmeye tepkisini kışkırtmayan hiçbir sömürgeci müdahale yoktur.

gerçek devrimcinin kılavuzu güçlü sevgi duygularıdır.

her gün dünyaya açık ol, düşünmeye hazır ol; söyleneni sadece söylendiği için kabul etmeye hazır olma, okuduğunu yeniden okumaya eğilimli ol. her gün sorgula, sor ve kuşku duy. en gerekli olanı kuşku duymaktır.