18.7.15

gene aşk

doris lessing

bir saatlik doludizgin bir aşk, ömür boyu yavan bir yaşam sürdürmekten kat kat iyidir.

cinsel albeni yalnızca meme ve kıç değildir.

fiziksel çekicilikle atbaşı giden korkunç bir küstahlık vardır; eleştirmek bir yana, hayran bile oluruz o küstahlığa.

"bir erkek, gerçekten aşık oldu mu, inanılmaz derecede salak görünür."

aşkta, iki kişinin birbirlerine bakakaldıkları bir an gelir: nasıl şu oldukça sıradan insan bana bu kadar acı çektirebilir?

insanların ilginçlikleri, hayatın onlara sunduklarında yatmaz.

şu ya da bu gruba -birleştirici güç ister din, ister siyaset, ister tiyatro, ister entelektüel etkinlik olsun- yamanmaya ne kadar can atarız. cadı kazanlarında kaynayan çorbaların en güçlü iksiri iyiye de yarar kötüye de; yine de biz gözümüz bağlı, hayallere dalarız.

"bin tasa, bir tek borcu ödemez."

aşk yalnızca deliliktir; tıpkı deliler gibi karanlık bir tımarhaneye, kırbaçlı gardiyanlara gereksinim duyar. delilerin şimdilerde bu yoldan cezalandırılmamalarının ve sağaltılmamalarının tek nedeniyse, deliliğin çok yaygınlaşması, kırbaçlıların da deliler gibi aşık olmasıdır.

kişisel onur, çoğu zaman başarının meyvesidir.

hiçbir canlı, ailesiz ve koruyucusuz kalmış bir genç kadından daha bahtsız, daha çaresiz olamaz.

goethe: eski tutku daha tam geçmemişken içimizde yenisinin uyanabilmesi ne hoş bir duygu!

aşık olmak, kişinin sürgünde olduğunu anımsamasıdır.

belki de aşıkken düştüğümüz cennet, başta kovulduğumuz cennettir; orada bütün kucaklaşmalar masumdur çünkü.