23.7.15

ahmet kabaklı

uğur mumcu

kurtuluş savaşımız bugünlerde iki tarih anlayışının konusu olmaktadır. bir yandan yerli ve yabancı araştırmacılar, bilimsel inceleme yöntemleri ile tarihsel olayları yorumlarken, bir kısım yazarlar da hiçbir belge ve bilgiye dayanmaksızın eleştiri ve yorumlar ileri sürmektedirler. türkiye'de sermayeci azınlığın sözcülüğünü yapan bir gazetede, ahmet kabaklı adındaki yazarın bir yazısında belirttiği kurtuluş savaşımızla ilgili "amiyane" görüşleri şöyle:

"50-55 yıl önce sömürgelikten kurtuluş savaşı yapmış ve yeryüzünün başka esir milletlerine öncülük etmiş de değiliz. kızıl edebiyatının getirdiği bu aşağılığı da reddederiz. haşa, türkiye o zaman kimsenin sömürgesi olmamıştır ki, sömürgelikten kurtuluş savaşı yapmış olsun."

bu "mütareke artığı" kaleme göre "sömürgelikten kurtuluş" savaşı yaptığımızı söylemek, "aşağılık kızıl edebiyatı"dır. bakınız mustafa kemal izmir iktisat kongresi'ni açarken ne diyor:

"arkadaşlar, osmanlı devleti hakikatte ve fiilen mahrum-u istiklal bir hale getirilmişti. bir devlet ki, tebasına koyduğu vergiyi ecnebilere koyamaz; bir devlet ki gümrükleri için rüsum muamelesi vesaire tanzimi hakkından men edilir; bir devlet ki, ecnebiler üzerinde hakk-ı kazasını tatbikten mahrumdur; o devlete müstakil denemez. hayatını teminden aciz olan devlet müstakil olabilir mi? osmanlı ülkesi ecnebilerin müstemlekesinden başka bir şey değildi."

işte kurtuluş savaşı önderi mustafa kemal, "osmanlı imparatorluğu yabancıların sömürgesiydi. biz buna karşı savaştık." diyor. buna karşın kabaklı, "bunu söylemek aşağılık bir kızıl edebiyatıdır." diye yazabiliyor yarım yüzyıl sonra.

vahdettinlerin, damat feritlerin, anzavurların, ali kemallerin "manevi mirasçısı" kabaklı'ya yine mustafa kemal'in sözleriyle karşılık verelim: 1 aralık 1917'de kurtuluş savaşı önderi şu sözleri söylüyordu:

"efendiler, biz, hakkımızı korumak, bağımsızlığımızı güven altına almak için, toptan bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı uygun gören bir doktrini izleyen insanlarız."

bu da kabaklı'ya göre komünistlik. kabaklı, "yeryüzünün başka esir milletlerine öncülük etmiş de değiliz. kızıl edebiyatının getirdiği bu aşağılığı reddederiz." diyor. fakat mustafa kemal 1920'lerde şunları söylemişti:

"biz garp emperyalistlerine karşı halas ve istiklalimizi muhafaza etmekle iktifa etmiyoruz. aynı zamanda garp emperyalistlerinin kuvvetleri ve malum olan her vasıta ile türk milletini emperyalizme ittihaz etmek isteyenlere mani oluyoruz."

ve aynı konuşmasında mustafa kemal, bütün dünyaya sesleniyor:

"bu suretle bütün beşeriyete hizmet ettiğimize kaniyiz."

işte bu sözler, 50-55 yıl sonra bir "mütareke artığı" yazarın kalemiyle, "aşağılık kızıl edebiyatı" olarak damgalanabiliyor.

oysa mustafa kemal, esir uluslar için şunları söylüyordu:

"bizim bu büyük zaferimizin tevlit edeceği netayic-i azime, yalnız türkiye'nin mukadderatı üzerinde müessir olmakla kalmayacak, aynı zamanda bütün zulümdide milletleri, kendi hayat ve istiklallerini tehdit ve tazyik eyleyen zalimler aleyhine hareket için teşci eyleyecektir."

kabaklı'ya göre bunlara inanmak da "aşağılık kızıl edebiyatı"dır. ahmet kabaklı, yasalara aykırı olarak yıllarca hem öğretmenlik yapmış hem de siyasal yazılar yayımlamıştır. 12 mart döneminde de bütün atatürkçüler, devrimciler, solcular, sosyalistler cezaevlerindeyken bu "mütareke artığı" yazar, faik türün paşa'nın "yüksek himayelerinde" işte bu kafayla "milliyetçilik" yapmıştır. kurtuluş savaşımıza dil uzatan bu saygısız "mütareke artığı"nı dilinden tutup teşhir ediyor ve gerici edebiyatının getirdiği bu aşağılığı reddediyoruz.