8.6.15

spartaküs

howard fast

bu, uzun yıllar önce yaşanmış, isimleri asla unutulmayan cesur kadınların ve erkeklerin hikayesidir.

düşünemeyen hayvandan düşünen hayvan daha iyidir.

insanlar hiçbir zaman oldukları gibi görünmezler. işte bunu anladığınız anda bir insanı tanımaya başladınız demektir.

insanoğlunda, kendi yarattığını daima ilk olarak kabul eden bir karakter vardır.

cehennem, hayatın en gerekli ve basit gereksinimlerinin korkunç bir zorlukla temin edilmeye çalışıldığı yerdir.

insanları hayvanlaştırmazsanız oturup melekleri hayal etmezler.

bütün insanların, hatta en fakir ve çirkinlerinin bile kendilerine mahsus aşk, sevgi, öpücük, neşe, oyun ve şarkıları vardır; ama yine de hepsi ölmekten korkar. hayatın artık hiçbir anlamı kalmadığı zamanlarda bile ona sıkı sıkı sarılırlar. yalnız, yuvalarından uzak oldukları, vatanlarına dönmek ümidini tamamen kaybettikleri anda bile hayatı severler. bütün acılarıyla, zulümler ve alçaklıklar içinde bile hayatın bir değeri vardır.

korku ve aşk hiçbir zaman bir arada olmaz.

düşünce filozofun arkadaşı, kölenin ise düşmanıdır.

biz diyoruz ki, onlardan, çürümüş senato'dan, roma'dan bıktık. kanımızı, kemiklerimizi sıkarak elde ettikleri servetten, ihtişamdan bıktık. efendilerin kırbaçlarının şarkısından bıktık. asil romalıların bildiği tek şarkı bu. fakat artık bu şarkıyı dinlemek istemiyoruz. sulh sükun içinde, birbirimizle kardeşçe yaşamalıyız.

iyi yemek dünyanın en iyi ilacıdır.

hayatın bir köleye bile tanıdığı iyilikler vardır. bir köle de hür insanlar gibi öleceği zamanı bilmez.

hayat, hayatın karşılığıdır.

adalet; kuvvetlinin, canı istediği zaman kullanabileceği bir alettir. ahlak tıpkı tanrılar gibi zayıfların yarattığı bir hayaldir.

köleleri yenmekte şanlı bir taraf yoktur.

aşk; sevişenlerin gözlerinden, yürüyüşlerinden, konuşmalarından, birbirine düğümlenen parmaklardan okunur.

bir zaman gelir ki, insan verdiği kararları yerine getirmek zorunda kalır.

gün ışığı insanın korkularını, endişelerini dağıtır. fakat gün ışığını herkes aynı memnuniyetle karşılamaz. mahpus, kendisini saran, ısıtan ve rahatlatan geceyi sever.

eğer savaşta yaşamak istiyorsan asla kuvvetlerini parçalama. eğer çarpışacaksan hücuma geçmeyi bil. yok hücuma geçmeyeceksen muharebeden kaçın. harp edeceğin zamanı, yeri kendin seç, kararı asla düşmanına bırakma. sakın kuvvetlerinin düşman tarafından çevrilmesine izin verme. düşmanının en zayıf olduğu yerden hücum et.

bir köle her zaman bir köledir.

insanlar iki noktada pek yetenekli olduklarına emindirler: kitap yazma ve bir orduya kumanda etme. gerçekten de insanı hayrette bırakacak kadar çok aptal bu iki işe kendilerini verirler.

hiç kimseye güvenme, asla hayal kırıklığına düşmezsin.