8.4.15

dal ve budak

will self

dünyada, yaşamları ucuz romanlardaki karakterlerin yaşamlarına benzeyen insanlar vardır.

dişi vücudu inanılmazdır. sürekli değişime uğrayan, kendi kendini düzenleyen bir mekanizmadır. bir tür kimya fabrikası gibidir. hiç değişmeyen, statik ve cansız yapıdaki erkek vücudundan tamamen farklıdır. 

erkekler vajinanın etli gerçekliğinden çekinirler. onu emerler, yalarlar ama çok ender olarak uzunca bir süre, sevgi dolu gözlerle seyrederler. daha çok ona, şekerleme dolu bir odaya açılan gizli bir kapı gibi, çocuk gözüyle bakmayı yeğlerler.

kafasını telefon masasına dayamış bir insan hiçbir zaman berrak bir zihinle uyuyamaz.

modern korku filmlerinin hepsi kanlı ve biyolojik yapışkanlığın vıcık vıcık izleriyle dolu. ama bunların hepsi, en yakın dostlarımızın yüreğinde asıl nelerin yattığı konusunu es geçer. dişi biyolojisinin gizlerini tersyüz eder.

varmaktansa, umutla seyahat etmek evladır.

doktorundan daha fazla içene kadar kimsenin bir içki sorunu olamaz.

bugün tıp yeni bir din haline gelmiş durumda, doktorlar da gizemli bilginin sahipleri olan şamanlarımız; kehanetler fokurdatabilmek, sonra da vücudumuza veya daha da kötüsü zihnimize sızmış olan kötü ruhları kovabilmek için gerekli olan dehaya ve güçlere sahip şamanlar. ama insan, bir kez doktordan yardım isteme fikrinden vazgeçtiğinde, derhal alacakaranlık bir bölgeye girer; anatominin ve onun hastalıklar tarafından kemirilmesinin fantastik ve fantazmagorik bir boyut kazandığı puslu bir bölgeye.

şu güneşin altında kendini bir aptal gibi hissetmenden daha kötü bir şey yoktur.