16.2.15

gösteri peygamberi

chuck palahniuk

en son bir şey hissettiğimden beri çok zaman geçti.

silahı sıkı sıkı kavramaktan artık hissizleştim.

kendi başınıza uçak kaçırma planı yaparken unuttuğunuz şey, işin bir aşamasında tuvalete girebilmek için rehinelerinizi ihmal etmek zorunda kalabileceğinizdir.

yemek servisi başarılı olduğum tek alandır.

öyleyse unutma. birkaç saatin kaldı. ve benzinin tam olarak ne zaman biteceği belli olmaz. hayat hikayenin tam ortasında ölme şansın her zaman var.

gökyüzü her yöne doğru masmavi uzanıyor. güneş yusyuvarlak, tam karşımızda yanıyor. bulutların üzerindeyiz ve bugün sonsuza kadar sürecek çok güzel bir gün.

onun hayatını kurtarmaya çalışmak büyük bir zaman kaybı. insanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. dramlarının. önemsiz meselelerinin. hikayelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. büyük ve korkunç bir bilinmeyen.

intihara karar veren birinin espri anlayışı da körelir. yanlış bir kelime ederseniz, haftaya cenazesi kalkar.

kalıp da acı çekmeye değecek kadar güzel bir dünya değil bu. buna dünya bile diyemeyiz hatta.

gerçek şu ki, bu berbat bir dünya ve ben onun acılarına son verdim.

incinmiş kadınlar. duygusal sakatlar.

dışarıdaki dünyada insanlar kuşları evlerinde tutuyorlar.

inanç sistemimizin tanımı işte buydu. bilinmesi gereken hiçbir şey yoktu ve hayatta her an her şey olabilirdi.

otel denilen şey, içinde bir sürü insanın barındığı, yemek yediği ve uyuduğu ama kimsenin birbirini tanımadığı büyük bir evdir.

dışarıdaki kiliseler, dev dinlerin uzaktaki fabrikalarında üretilen yalanları insanlara satan mağazalardır.

kitabı mukaddes'in tamamını akılda tutmaya imkan yoktur. insanın kafasında ismini hatırlayacak yer bile kalmaz.

kafanızda başka hiçbir düşünceye yer kalmayana kadar lekeye konsantre olun. pratik yapmak yapılan işi mükemmelleştirir.

tek yeteneğinizin gerçeği gizlemek olduğunu fark etmenin nasıl bir duygu olduğunu görmezlikten gelin.

ıtır asaleti simgelerdi. düğünçiçeği, çocuksuluğu.

iki memen sanki bir çift geyik yavrusu.

ancak sona kadar dayanan, kurtulacak odur.

intihar bulaşıcıdır.

dürüst görünmek istiyorum. gerçek, parlayıp ışık saçmaz.

piyanoların suyun altında kaldığı balo salonlarının ve etrafımızda yüzen işlemeli mobilyaların ne kadar güzel göründüğünü hayal bile edemezsin. hayatımın en güzel anısıdır bu.

beynimin yaşını belirlemek için stanford-binet testi yaptık. wechsler testi yaptık. çok aşamalı minnesota kişilik envanterini doldurduk. çok eksenli millon klinik testini yaptık. beck depresyon testini yaptık.

bunu değerli bir staj olarak düşünün. hayatınızın kötü bir şaka olduğunu düşünün.

insanlar, hiçbir yere giden yolculuğun da küçük bir adımla başladığını unutuyorlar.

menajere göre, bir insanı aziz yapan en önemli faktör, medyada ne kadar yer aldığıdır.

menajerin hayat hakkında söylediği her şey doğru. eğer kimse sizi izlemiyorsa, dışarıya çıkmanın bir anlamı yok. pekala evde oturup otuzbir çekebilir veya haberleri izleyebilirsiniz.

yüz onuncu kat civarında insan şunun farkına varıyor: eğer birinin video kasedi yoksa veya daha da önemlisi bütün dünyanın gözleri önünde canlı yayında geçirmiyorsa hayatını, o kişi yaşamıyor demektir.

bir şeyler yapıyor olmanızın hiçbir önemi yok. eğer yaptıklarınızı kimse fark etmiyorsa, hayatınız koca bir sıfırdan ibarettir. boştur. anlamsızdır.

ünlü olunca akşam yemeği, akşam yemeği olmaktan çıkıyor; beş yüz altmış altı gram protein, iki yüz seksen üç gram karbonhidrat, tuzsuz, yağsız, şekersiz besin oluyor. her iki saatte bir alınan, günde altı kere yenen bir yemek bu. yemek yemeklikten çıkıyor, protein asimilasyonu oluyor.

ne bildiğin önemli değildir. kimi tanıdığın önemlidir.

menajere göre insanlar bir lider arayışı içindeler. enerjik, kitlesel ve dinamik bir lider istiyorlar. kimse çelimsiz bir tanrı istemiyor. göğüs ve bel ölçüleri arasındaki farkın yetmiş beş santim olmasını istiyorlar. büyük göğüs kasları, uzun bacaklar, çukur çene ve iri baldırlar istiyorlar.

insanüstü bir şey görmek istiyorlar.

hayattakinden daha büyük boyutlar istiyorlar.

sıradan insanlarla aynı problemlere sahipseniz, ağzınız aynı şekilde kokuyorsa ve saçlarınız karman çorman, parmaklarınızda şeytan tırnakları varsa, hiç kimse size tapmak istemez. sıradan insanların sahip olamadığı her şeye sahip olmak zorundasınız. onların başarısız olduğu alanlarda, siz sonuna kadar gidebilmelisiniz. insanların olmaya korktukları şey olursanız, onların hayranlığını kazanırsınız.

kullarını ölümle şaşırtma hakkı yalnızca tanrıya aittir.

daha önce yoldan çıkmıştım, tekrar çıkabilirdim. pratik yapmak insanı mükemmelleştirir.

düzenlere dikkat etmek yeterli. bütün düzenleri gördükten sonra bilinene dayanarak geleceği tahmin edebilirsin.

fertility hollis'e göre kaos diye bir şey yok.

sadece düzenler var, düzenlerin üstünde düzenler, diğer düzenleri etkileyen düzenler var. düzenlerin içinde gizlenen düzenler ve düzen içinde düzenler var.

eğer yakından bakarsan, tarihin kendini tekrar etmekten başka bir şey yapmadığını görürsün.

kaos dediğimiz şey aslında henüz tanımadığımız düzenlerden ibaret. tesadüfler henüz çözümleyemediğimiz düzenlerden ibaret. anlamadığımız şeye saçma diyoruz. okuyamadığımız şeye laf salatası diyoruz.

cennet, açık büfe am yiyebileceğiniz bir yerdir.

hepimiz aynı televizyon programlarını izliyoruz. radyoda aynı şeyleri duyuyoruz. birbirimize aynı şeyleri söylüyoruz. hayatın hiç sürprizi kalmadı. hep aynı şeyler olup duruyor. tekrarlar.

insanlar sormaları gereken "varoluşun temeli nedir?" sorusunu sormuyorlar da, "bu nereden geliyor?" diye soruyorlar.

çünkü eğer bu dünyada beni şaşırtabilecek bir kişi varsa, o da sensin. sen kitle kültürünün bir parçası değilsin. en azından şimdilik. yeni bir şeyler görebilmek için tek umudum sensin. sen benim üstümdeki sıkıntı büyüsünü bozabilecek büyülü prenssin. hiç değişmeden birbirini izleyen günlerin yarattığı transı bozabilecek. ben bunu daha önce gördüm duygusunu yıkabilecek. sen tek kişilik bir kontrol grubusun.

durmadan bir felaketten korkarsan, başına bir felaket gelir.

cennet bahçesi bile büyük süslü bir kafesten başka bir şey değildi. elmayı ısırmadığın sürece hayatının sonuna dek köle olarak kalacaksın.

insanları iğdiş ederek köleleştirmeyen kültürler, onların beyinlerini iğdiş ederler. seksin son derece kirli, kötü ve tehlikeli olduğunu insanların beynine öyle bir kazırlar ki, kişi cinsel ilişkiye girmenin ne kadar zevkli olduğunu bilse bile, yine de yapmaz.

ve eğer hiç seks yapmazsan, güç hissinin ne olduğunu asla bilemezsin. kendi sesin ve kişiliğin olmaz. seks bizi ailemizden ayıran eylemdir. çocukları ebeveynlerden ayıran şeydir. gençlerin ilk başkaldırıları seks yoluyla olur. ve eğer hiç seks yapmazsan, ailenin sana öğrettiği şeylerin ötesine asla geçemezsin. eğer seksi yasaklayan kuralı çiğnemezsen, bir daha hiçbir kuralı çiğneyemezsin.

dış dünyadaki insanlar beynimizin nasıl yıkandığını hayal bile edemezler.

1960'lardaki kargaşanın sebebi vietnam savaşı değildi. uyuşturucular da değildi. doğum kontrol hapıydı. tarihte ilk kez insanlar istedikleri kadar seks yapabiliyorlardı. herkesin böyle bir gücü vardı.

tarih boyunca yaşamış en güçlü diktatörlerin çoğu seks manyağıydı. sekse olan açlıkları ellerindeki güçten mi kaynaklanıyordu, yoksa güç tutkularının nedeni sekse olan düşkünlükleri miydi?

ve eğer seksi arzulamıyorsan, gücü arzular mısın?

ağırbaşlı, sıkıcı ve cinsel açıdan bastırılmış başkanlar seçeceğimize, belki de en azgın adayları seçmeliyiz. belki iyi iş çıkarırlar.

bu tür bilgileri hiçbir okulda öğretmezler ama gömdüğünüz bir şeyi köpeğinizin bulmasını istemiyorsanız, gömdüğünüz yere amonyak dökün. karıncaları uzak tutmak için boraks sıkın. hamamböcekleri için şap kullanın. naneyağı fareleri uzak tutar. tırnaklarınızın altındaki kan lekesini temizlemek için parmaklarınızı yarım limonun içine batırın ve oynatın. sonra da ılık suda durulayın.

ve istediğim halde değiştiremediğim o kadar çok şey var ki.

her şey bitti. artık her şey bir hikayeden ibaret.