4.1.15

bunalımdan yaşama kültürü

nermi uygur

yüce esinlilere, din kurucularına, ermişlere; dağ çölleri, ormanlar, mağaralar gerek; hiç olmazsa bir süre. sıradan insanlara azıcık hastane yeter.

eylemsizlik ile aydınlık eksikliği üstüne binince, çekilmez oluyor kararsızlığın yükü.

insan her şeyini yitirse de anılarının efendisidir.

gerçek erin halini yolda can veren bilir (yunus emre)

öznel dünyaların pek bir anlamı yok aslında, gelir geçer onlar; kalıcı olan nesnel olandır.

korku, insanı içten dıştan kuşattı mı, üstüne yürümeli hep başka yönden. korkuyla savaşmayan, insanı insan kılan pek çok güzel şeyden habersizdir.

aldığın her soluğun değerini bil
ot değilsin ki kesildikçe bitesin (hayyam)

insan insandır; gözünde büyütürsün, küçücüktür; küçücük sanırsın, öyle şeyler yapar ki büyür de büyür, ne akla ne gönle sığdırabilirsin.

vücudunu yeniden bulmayan, kendine yeni bir dünya kuramaz.

olası şey değil vücudun bilgeliğini kavramak.

büyük ölüm, herkesin içinde bulunan
işte o meyve, her şey onun çevresinde döner (rilke)

bunalımdan sonra her kendine geliş, bir uygarlıktan başka bir uygarlığa geçmektir.

zamanı varken, insan-toplum-kültür evreninde bazı önemli yönelişlere girişmeyen; özellikle de, başkalarının gözünü açmak için olanca varlığıyla çabalamayan, yediği vurgundan uyanmış sayılmaz.

bir ağaçtır bu alem
meyvesi olmuş adem
maksud olan meyvedir
sanma ki ağaç ola (gaybi sunullah)

samuel johnson: cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

çıkar gütmekle bağdaşmaz iyi yönetim.

ne tatlı fırtınalı denizde dalgalar yükselirken
karadan bakıp başkasının çırpınışını izlemek (lucretius)

"değişmezliği bilen her şeyi bilir."

voltaire: birkaç sinek ısırığı, yılgınlık bilmeyen atı koşusundan alıkoymaz.

"ölüm karşısında şaşırmaz bilge
her an hazırdır ölüp gitmeye"

dostoyevski: tanrı olmasaydı onu yaratmak gerekecekti.