14.12.14

meşaleler

yves bonnefoy


kar
ki vermeyi bırakmışsın, ki değilsin artık
gelen ama bekleyensin
sessizce, getirmiş olarak ama daha bir şey
alınmamışken; oysa bütün gece
gördük, buğulanmasında
bazen akan camların
senin parıldayışını büyük masa üstünde

kar, bizim yolumuz
lekesiz daha, gidip almak için
eğik ve sanki dikkatli dallar altında
o meşaleleri, bütün varolan
onlar belirdiler tek tek ve yandılar
ama sönüyor gibiler
sanki arzunun gözlerine, o ulaştığında
düşlediği nimetlere (çünkü çoğu kez
her şey çözüldüğünde belki, silinir
bizde odadan odaya yansıması
gökyüzünün, aynalarda), ey kar, dokun

daha şu meşalelere, yeniden yak onları
bu şafağın soğuğunda ve onlara şimdiden
tasasızlıklarıyla -daha saydam ateş- saldıran
senin tanelerini örnek alıp

ve sözde bu kadar ateşe
ve anında bu kadar özleme rağmen
sözcüklerimiz aramasınlar öteki sözcükleri ama
komşu olsunlar onlara
yanlarından geçsinler sadece
ve biri birine değdiyse ve birleşiyorlarsa
bu yine senin ışığın olacaktır
bizim saçılıp savrulan kısalığımız
dağılıp giden yazı, görevi tamamlanmış

(ve kimi kar tanesi gecikmekte, gözle izleniyor
ona hep bakmak istenilir
bir diğeri kendini sunmuş elin üstüne kondu

ve daha ağır ve sanki kaybolmuş biri uzaklaşıyor
ve fır dönüyor, sonra geri geliyor. ve demek değil midir ki
bir sözcük, bir başka sözcük daha, bulunması gereken
dünyayı kurtarır? ama bilinmez
bu sözcük duyuluyor mu ya da düşleniyor mu)