10.11.14

sincabın sakladığı sözcükler

peter laugesen



yalnızca şiirin ayaklarıyla
bulabilirim evin yolunu

tek gerçek şiirsel duygu derin hüzündür
onun içinde tomurcuklanır gülümseme
gözyaşı olur damlar kahkaha

sağduyu dedikleri
yakıp yıkıyor her şeyi

bir gün dönüp arkama baktım
hiçbir şey yoktu görünürde

tarihin yüreğidir
eyleme geçen düşüncedir şiir

ışık ile gölgeden
ses ile sessizlikten
doğmuş yaratıklardır
şiirler

gecenin imleridir sözcükler
gölgeleridirler düşüncenin
kağıttan bir kışlada

kötülükten de kötüsü
korkaklığın aldığı ürpertici öçtür
kötülüğün kurbanlarından

heyecanın acımasızlığı değil
acının öfkeli yüreğidir
karşıt yıldızlar gibi bizi alevlendiren
boş sokaklardaki kimsesiz güzellikte

dünya ile çakışması gerekmez sanatın
ama dünyadan kaynaklanması gerekir

yalın ve güzel bir şey
söylemek isterdim
nesnelerin ışığı kestiği yerde
oluşan gölgeler üstüne

otların nasıl büyüdüğünü
rüzgarın nasıl estiğini
bildiğim yerlerde
oturuyorum en çok

her şey yapılmış değildir daha
ama olan her şeyi
değiştirmek isteyenden
gelmez yenilik; yenilik ancak
daha olmayanda olabilenden
gelir

çamurlu bir çayırda
topraklı kemik parçaları
yığınıyla oynayan
bir köpek gibi
sıçrayıp oynar şair
dilin içinde
sözcükler yığınıyla

eski defterleri karıştırmakla geçiriyor ömrünü insan
karıştırılan bir eski deftere dönüşünceye dek yaşam

şiir kör bir midillidir
dilin maden ocağı geçitlerinde
sırtında bir kanarya

dil bir tansıktır
en yırtıcısıdır çalılıkların

yazıdır
oluşturan
beni ben kılan

neresi olursa olsun
burası olmasın da