12.10.14

eğri bıçak kan ve ölüm

ali püsküllüoğlu


o kadının alnına vuran güneşli aydınlık ilk ve önemli
büyük yitiklerin sabahında darağaçları duran meydan
okşamasız yumuşak kadifelerin, ellere ellere değen kadifelerin
ak ile karanın bir büyük şölen öncesi haliyle
gelip kapıma konduğu zaman o koca kartallar örneği
koca pençeleri ile etlerimi parçalayıp yutan
(bir diş sarımsak kokusu çiy düşmüş bahçenin en güzel ye-
rinde. gel de sevme, şu çam dallarının diken diken
şu akasyaların birlikte büyüdüğü şu kuşun öttüğü şu çocuğun
anasını çağırdığı, şu avratotunun, şu ısırganın yeşil yeşil baktığı
tarlayı)

o kadının alnına vuran güneşli aydınlık ilk ve önemli
büyük yitikler sabahı insana darağaçlarını sevdiren
yaşamanın en uygunsuz yerinde yalanlarla gerçekle dövüşle
önce ile sonranın yanık kadın bedeni kokusu duyuran
gelip gelip en güçlü çağrısıyla nisanlarda gibi
sevdim seni diyen öldürdüm seni diyen korkunç ve güzel diyen
(balıkçılın sulardaki gölgesi vurdu mu güneşten güneşten
derenin içine. hem mavi hem kirlikumrengi ve yeşili, durgun
pis birikintisinde suyun ve içindeki küçük kurbağaların
yüzgeçli ve solunumlu bedeni, ıslak ıslak kadın saçlarına benzer o
suyosunları)

o kadının alnına vuran güneşli aydınlık ilk ve önemli
büyük yitikler sabahını bulup bulup bir köşede yitirten
buzlu camları, çilli insan yüzlerini, kara sırtlarını kedilerin
bir ile iki halini rakamların kağıtlarda duruşunu harflerin
gelip gelip karanfil kokan o terli kadın kokan yeli
ve büyük yitikler sabahı insana darağaçlarını sevdiren