23.9.14

orfeo

miguel de unamuno


"benim zavallı sahibim, benim zavallı sahibim! öldü; ölüp gitti elimden! her şey ölüyor, her şey, her şey; her şeyim ölüyor! ve hepsinin yerine ben öleceğime, hepsinin ölüp gitmesi daha kötü! zavallı sahibim benim! zavallı sahibim benim! burada, biraz sonra çürümenin vereceği, kemirilecek etin kokusuyla, solgun ve soğuk uzanmış yatıyor; bu artık benim sahibim değil. hayır, hayır değil. benim sahibim nereye gitti? beni okşayan, benimle konuşan sahibim nerede?

insanoğlu ne acayip bir hayvan! hiçbir zaman önündekini anlamaz. bizi okşar, niçin olduğunu bilmeyiz ve onu en çok okşadığımız ve kendimizi ona tam teslim ettiğimiz zaman bizi iter ya da cezalandırır. onun ne istediğini bilmenin yolu yoktur, kendisi de bilmez. her zaman olduğu yerden başka bir yerdeymiş gibi görünür ve kendisine bakana bakmaz. sanki başka bir dünya varmış gibi. kuşkusuz, eğer başka dünya varsa, bu dünya yok demektir.

ve sonra o konuşur ve karışık bir biçimde havlar; bizler uluruz ve ona öykünmek için havlamayı öğrendik; öyle de olsa onunla anlaşamıyoruz. ancak o da uluduğu zaman gerçekten onu anlarız. insanoğlu uluduğu ya da bağırdığı ya da tehdit ettiği zaman, biz öteki hayvanlar onu çok iyi anlarız. o sırada başka bir dünyaya dalıp gitmemişse. ama kendine özgü havlamasıyla havlar, konuşur ve bu onun, olmayanı bulmasını ve olana dikkat etmemesini sağlamıştır. bir nesneye bir ad verdiği an, o nesneyi artık görmez olur; taktığı ya da yazılı olarak gördüğü adı yalnızca duyar. dil, yalan söylemesine, olmayanı uydurmasına ve karıştırmasına yarar. ve onda her şey başkalarıyla ya da kendi kendisiyle konuşmak için birer bahanedir. ve hatta bunu, biz köpeklere de bulaştırmıştır.

hasta bir hayvandır, bunda kuşku yok. her zaman hastadır! yalnızca uyuduğu zaman sağlığından memnunmuş gibi görünür; ama her zaman değil; çünkü çok zaman uyuyuncaya dek konuşur!

sonra bizi aşağılar! edepsizliğe, utanmazlığa sinizm der; bu, köpekliktir ya da köpoğlu köpekliktir; o, ikiyüzlü hayvandır. dil, insanı ikiyüzlü yapmıştır. eğer edepsizliğe sinizm denirse, ikiyüzlülüğe de andropizm denilmelidir. ve bizi, biz köpekleri ikiyüzlü yapmak istemiştir; yani komik, soytarı yapmak istemiştir. biz köpekler, boğa gibi, at gibi insana zorla baş eğmedik, ehlileşmedik; ama birlikte ava gitmek için gönül rızasıyla, karşılıklı olarak birbirimize bağlandık. biz avı buluyorduk, o da avlıyordu ve payımızı veriyordu. işte böyle ortaklığımız toplumsal bir anlaşmadan doğdu.

üstelik bizi alçaltarak ve aşağılayarak borcunu ödedi. ve bizleri soytarı, maymun ve talimli köpekler yapmak isteyerek! soytarılık gösterisi yapmayı öğrettikleri, giydirdikleri, arka ayakları üstünde durarak, yakışıksız bir biçimde yürümeye alıştırdıkları bu köpeklere talimli köpekler diyorlar. talimli köpekler! insanlar buna, soytarılık yapmaya ve iki ayak üzerinde yürümeye akıllılık diyorlar.

iki ayağı üzerinde duran köpek, kuşkusuz her zaman sakladığı önündeki edep yerlerini edepsizce, utanmazca gösterir. insanoğlu da ayağa kalkıp dik duran memeli hayvana dönüşürken bunu yaptı ve hemen utandı, gösterdiği edep yerlerini ahlaksal zorunlulukla örtmek gereğini duydu. onlardan duyduğuma göre incilleri, ilk insanın, yani iki ayağı üzerinde yürümek için ayağa kalkan insanların ilkinin, tanrısının önüne çıplak çıkmaktan utandığını söylermiş. ve bu yüzden, cinsel organlarını kapatmak için giysiyi bulmuşlar. ama kadınlar da, erkekler de üzerlerine aynı giysiyi geçirdikleri için birbirlerini ayırt edemiyorlarmış; her zaman karşılarındakinin cinsiyetini anlayamıyorlarmış; işte bu yüzden binlerce sapıklık.. insana özgü olan. kendileri köpeklik ya da sinizm dediler. bizi köpeğe çeviren, bizi sinik, köpoğlu köpek yapan, ikiyüzlü yapan onlardır, o insanlardır işte. çünkü sinizm, köpekte ikiyüzlülük demektir; tıpkı insanda ikiyüzlülüğün sinizm olduğu gibi. birbirimize bulaştırdık.

önce insan, kadın ve erkek aynı giysiyi giydiler; ama karıştırıldıkları için farklı giysiler bulmak ve cinsiyeti giysiyle belli etmek zorunda kaldılar. bu pantolon denen nesne, erkeğin iki ayak üzerine kalkmasının sonucundan başka bir şey değildir.

zavallı sahibim! biraz sonra onu, kendisi için ayrılan bir yere gömecekler. insanlar, ölülerini köpeklerin ya da kargaların parçalayıp yememeleri için koruma altına alıyorlar, saklıyorlar! insandan başlayarak her hayvanın dünyada bıraktığı tek şey, birkaç kemiktir. ölülerini saklıyorlar! konuşan, giyinen ve ölülerini saklayan bir hayvan! zavallı insanoğlu!

zavallı sahibim benim! zavallı sahibim benim! o bir insandı, evet; ancak bir insandı, yalnızca bir insan! ama benim sahibimdi! bana ne kadar borçlu olduğunu aklından geçirmiyordu, düşünmüyordu! ne kadar! benimle konuşurken sessiz duruşumla, onu yalarken neler neler öğretmemiştim ona, benimle konuşuyor, konuşuyordu! beni anlıyor musun, diye soruyordu. evet, onu anlıyordum, konuşurken anlıyordum onu, konuşuyordu, konuşuyordu, konuşuyordu. o, benimle konuşurken, ruhundaki köpekle konuşuyordu. ben onun sinizmini uyanık tuttum.

işte şimdi şuracıkta soğuk, solgun, hareketsiz, giyinmiş, evet, ne içinden ne dışından konuşuyor. orfeo'na söyleyecek hiçbir şeyin yok artık. orfeo'nun da sessiz kalarak sana söyleyeceği hiçbir şeyi yok.

benim zavallı sahibim! şimdi ne olacak sana? onun içindeki konuşan ve düş gören nerede olabilir ki? belki de yukarılarda, tertemiz dünyada, yeryüzünün yüksek yaylalarında, insanların kutsal dedikleri, eflatun'un gördüğü o tertemiz, rengarenk dünyada; saf insanların ya da hava içerek, eter soluyarak arıtılmış insanların bulundukları, değerli mücevherlerin döküldüğü yeryüzü kubbesinin altında. orada kuşkusuz iyi köpekler de var: avcı san humberto'nun köpeği, ağzında meşalesiyle santo domingo de guzman'ın köpeği.. bir vaizin, resmini göstererek; işte varı yoğu küçük köpeği ile birlikte san roque, dediği san roque'nin köpeği. iyi köpek, gerçekten sinik köpek, orada, salt platonik dünyada, somutlaşmış düşünceler dünyasındadır. işte benim sahibim de oradadır!

ruhumun, bu ölüyle, sahibimin bu arınmışlığı ile temasa geçince arındığını ve sonunda, içinde eriyip yok olduğu o sise, içinden çıkıp geri döndüğü o sise doğru gitmek için can attığını duyumsuyorum. orfeo kapkaranlık sisin geldiğini hissediyor. ve hoplaya hoplaya, kuyruğunu sallayarak sahibine doğru gidiyor- benim sahibim! benim sahibim! zavallı adamcağız!