18.9.14

don kişot

cervantes

herkes kendi evinde kraldır.

fazilet, nerede olursa olsun, yüksek derecede bulunduğu zaman ezilmeye çalışılır.

zamanın silmediği anı, ölümün dindirmediği acı yoktur.

gerçek incelse de kopmaz ve zeytinyağının suyun üstüne çıktığı gibi, daima yalanın üstüne çıkar.

"talihin iyiyse arkadaşın çok olur."

şiir kitapları ne kadar büyük dikkat ve beceriyle çevrilseler de, doğdukları dilde taşıdıkları değere erişemezler.

aşk her şeyi eşit kılar.

onun saçları altın, alnı cennet bahçesi, kaşları gökkuşağı, gözleri birer güneş, yanakları gül, dudakları mercan, dişleri inci, boynu kaymaktaşından, göğsü mermerden, elleri fildişinden, teni kar kadar beyazdır.

şeref ve meziyetler ruhun süsüdürler.

umutlarımı ispanya'nın en yüksek mevkisiyle değişmem.

kendini alçaltanı tanrı yüceltir.

dünyada bir savaşı kazanmak, düşmanını yenmek kadar büyük bir mutluluk yoktur.

bir kapının kapandığı yerde, bir başkası açılır.

şehvetin tatmin olmasıyla birlikte, en büyük haz, tatminin bulunduğu yerden ayrılmaktır.

yeryüzünde insanın kaybettiği hürriyetine kavuşması kadar büyük bir mutluluk yoktur.

çalışkanlık iyi talih doğurur.

çok doğrudur, adaletlidir
pahalıya satması aşkın şöhretini
çünkü daha değerlisi yoktur
onun paha biçtiği mücevherden
herkesin bildiği açık bir şey bu
ucuz şey nasibini alamaz değerden

iyi hiçbir tarafı olmayacak kadar kötü kitap yoktur.

iki tür güzellik vardır: ruh güzelliği ve vücut güzelliği. ruh güzelliği akılla, namusla, dürüstlükle, cömertlik ve terbiyeyle kendini gösterir.

"hiçbir altın özgürlüğün bedelini ödeyemez."

bir meleği sevdiğini zannediyor
bir maymunu sevdiğinde

bu dünyada en güzel katık açlıktır; yoksullarda açlık hiçbir zaman eksik olmadığı için de, her yedikleri lezzetli olur.

ekmek her acıyı dindirir.

erdemli ve seçkin bir insanı en çok mutlu etmesi gereken şeylerden biri, hayattayken, kendini kitap halinde basılmış ve iyi şöhretli insanların dilinde gezer görmektir.