14.9.14

brand / peer gynt

henrik ibsen

yaşam sanatı, bir çeşit sürüngenin kulağa kaçmasını önlemekten başka bir şey değildir.

bağışlanmaya layık olan günah hangisi? insanın sessizce silebileceği yanlış hangisi? bir çocuk babasının günahlarından ne derece sorumlu olabilir? mahşer gününde hangi mahkeme, hangi yargıç bunun hükmünü verecek? karanlık, başdöndürücü bir bilmece.. kim seni aydınlatabilir?

insan ne kadar bilgin, ne kadar akıllı olursa olsun, mümkün olmayanı yapamaz.

insanları eğitmek isteyen bir kimse için ilk koşul, memleketin gereksinmelerine uymaktır. bu gereksinmeler, kayalar arasına gömülü çukurlardan çok, tepelerin yüksekliklerinden görülür.

benim bu dünyadaki görevim onu yanlışlardan, ayıplardan kurtarmaktır.

çıra tütse de yeni ışığı ele geçirinceye kadar onu söndürme; o tütse bile, bize yol gösterir. eski sözcükler yıpranmış olsa bile, yenilerini yaratmadan onları dilinden çıkarıp atma!

gözyaşlarına karşı en iyi çare azıcık şakadır.

ihtiyaç bir milletin gücünü artırmıyorsa o millet özgürlüğe hak kazanmamıştır.

canını esirgemezsen, bütün varını yoğunu vermiş olsan bile, yine bir şey vermiş sayılmazsın.

bir şey vardır ki feda edilemez: insanın "ben"i, iç varlığı.

servetim acılarımın çocuğudur.

et sevgisi ruhun ölümüyse, ruhum niçin et içinde doğdu?

bu millette değişiklik yapacak olan şey, göz kamaştırıcı yiğitlikler değil. ruhun yaraları kanıyorsa, güç de etkilemez. bütün sorun istenç gücü; kurtaracak ya da öldürecek olan odur. o, büyükte olduğu gibi, küçükte de vardır; dağılmış olan her şeyin içinde hep bir bütündür.

"kaldırmak kolay, taşımak güçtür."

kendini feda etmeden kurtulamazsın.

altının en küçük bir parçası bile, kaba bir puttur.

cüce, isterse golyat'ın torunu olsun, yine cüce kalacaktır.

övünülecek gelenekleri olan bir ulus, büyük bir ulustur.

merhametli olmak. günümüz insanlarının benimsedikleri ne kadar ucuz bir sözcük. hiçbir şey yapmak istemeyen uyuşuk tembel yaratıklar nasıl da yapışıyorlar bu sözcüğe. hiçbir şeyi sonuna değin götürmeye cesaret edemeyen, her şeyi yarım yamalak yapan cüce ruhlulara göre herkes merhametlidir.

insan eseri için yaşar.

bir görüş, bir ideal hiçbir zaman açlığı ve susuzluğu gidermemiştir.

sonuna kadar metin ol, ey ruhum! başarının başarısı her şeyi yitirmektir. her şeyi yitirmek senin kazancın oldu. insan, ancak yitirdiğinde sahip olabilir.

yalnız adam savunmasızdır, sürüden ayrılan mahvolur.

gökyüzünü aşmayı amaçlayan her yapıt, ölmeye mahkumdur.

bir çengelin kullanılabilmesi için eğri olması gerekir.

sen toprak altında sürünmekten başka bir şey bilmeyen bir halk için savaşıyorsun. onlar da, onlardan sonra gelen gelecek kuşaklar da mahkumdur.

"hiç kimse kendi memleketinde peygamber değildir."

aşk işlerinde bir erkek kediyle bir peygamber arasında fark yoktur.

insan en doğru sonuçlara rastlantı sonucu ulaşır.

ben bir kadın elinde yaldızlı bir kitaptım. akıllılık ve delilik yaratılış hatasından başka bir şey değildir!

yaşam oldukça umut da vardır.

"daha iyi, iyinin düşmanıdır."

insan bir kez doğar ve kendine çok önem verir.

sonu iyi biten her şey iyidir.

altının gücüyle insanın kendisi olması, evini kum üzerine kurmak demektir. sıradan insan bir saat ya da yüzük karşısında yerlerde sürünür, kuyruk sallar. kravat iğnenize, yüz kere şapkasını yerlere kadar sürterek selam verir. ama saat, iğne, yüzük, siz değilsiniz.

hükümdarla konuşmak adamlarıyla konuşmaktan iyidir.

kimse sana senden yakın değildir.

yalınayak yürüyen adam ayakkabının nereyi sıktığını bilmez.

imanımda, umudumda, aşkımdaydın!