15.9.14

apocalypse now

douglas kellner / michael ryan

apocalypse now filminde anlatının odak noktası, willard'ın, kurtz'ün kudreti ve merhametsizliğiyle aşama aşama özdeşleşmesi ve buna koşut olarak gerçek bir savaşçıya dönüşmesi üzerindedir. willard'ın lidersiz orduya duyduğu giderek artan öfke ve kurtz'e beslediği hayranlık aracılığıyla, savaşın düzensizliği üzerinde denetim kurabilecek kurtz gibi otoriter savaşçı liderlerin gerekliliği vurgulanır. belirsizliğin yerini kesinliğin, kuşkunun yerini otoritenin alması sağlanır. bu anlatının çözülüm süreci, willard'ın kurtz ile bütünleşmesine ve kurtz'ün yaptığı gibi yerlilier üzerinde liderlik taslamasına karşılık düşer. başlangıçta willard'ın kendisi de amerikan ordusunun vietnam'daki düzensizliğine ilişkin bir metafordur. willard içki içer, ağlar ve sakat eliyle sembolik olarak iğdiş edilmişliği akla getirir.

film bireyciliği yüceltir ve filmdeki bireyci tema, "gerçek" liderlerin var olduğu düşüncesiyle ayrılmaz bir bütün oluşturur. willard ve kurtz, kifayetsiz, bürokratik  bir "korporasyon" olarak betimlenen generallerle karşılaştırılırlar. kurtz, korporatif saflara katılmak yerine "kendi doğrusunu izler" ve lider olur. hain olduklarından kuşkulanılan askerlerin yargı sürecini atlayarak hemen oracıkta öldürülmesine karar vererek doğal sezgisel dehasını sergiler. böylece, zararlı bilgi sızmalarıyla bir daha karşılaşılmaz. willard, liberal yordam ve kurumlara da benzer bir kayıtsızlıkla yaklaşır, bir benzin deposunda bürokratik uygulamaları hiçe sayarak kalkıştığı bireyci şiddet gösterisiyle durumu anında kontrol altına alır. operasyona engel olmaya çalışan yaralı bir köylü kadını öldürdüğünde ise kendisini kurtz'e çok daha yakın hisseder. böylece film, liberalizme, bürokrasiye ve büyük korporatif örgütlere karşı, güçlü bireylerin aynı zamanda doğal birer lider oldukları varsayımıyla desteklenen bireyci bir başkaldırıyı imtiyazlandırır. filmin bir noktasında kurtz, pilotların uçaklarına küfür sözcükleri yazmalarının bile generaller tarafından yasaklanmasından yakınır. brando'nun sızıldanan ses tonu bu düşünceyi yansıtmak için uygun bir seçimdir; çünkü erkek çocuğun disiplinci babanın gücüne duyduğu öfkeyi akla getirir. bundan kaçıp kurtulmanın yolu ise kişinin kendisini aynı güçle donatmasından, babaya ilişkin (aynı zamanda, korporatif ya da liberal bürokratik) sınırlamaları reddetmeye ve kendi başına buyruk kesilmeye dönük bir benlik modeli benimsemesinden geçer. aslında willard, kurtz'ün tacını kuşanmak için onu öldüren oğludur.