17.8.14

valesius seçkileri

anonymus valesianus

"altına ve şeytana sahip olan onu gizleyemez." (theodoricus)

kral theodericus okuryazar değildi ve kavrayışı o kadar sönüktü ki, hükümdarlığının ilk 10 yılında fermanlarını onaylaması için gereken dört harfi bile tam anlamıyla öğrenememişti. bu nedenle "legi" şeklinde dört harfin oyuklarını içeren bir altın levha yaptırdı ve ondan sonra herhangi bir şeyi onaylayacağı zaman, levhayı onaylayacağı kağıdın üzerine koyuyor ve sadece imzası görülsün diye kalemini oyuklardan geçiriyordu.

theodericus, eutharicus'u consulluğa getirdi ve bunu zafer şenlikleriyle ravenna ve roma'da kutladı. eutharicus haddinden fazla acımasız bir adamdı ve katolik inanca düşmandı. bundan sonra theodericus komşu kavimlerin korkusuyla verona'da kaldığı sırada, ravennalı yahudilerle hıristiyanlar arasında bir kavga meydana geldi. çünkü yahudiler vaftiz edilmek istemedikleri için, kendilerine verilen suyu çoğunlukla alay ederek nehir suyuna atıyorlardı. bundan dolayı öfkeyle galeyana gelen halk kral'a, eutharicus'a ve o zaman piskopos olan petrus'a saygı duymadan sinagoglara karşı harekete geçti; kısa süre sonra da onları ateşe verdi. roma'da meydana gelen benzeri bir olayda da aynı şey oldu.

çok geçmeden yahudiler kral'ın bulunduğu verona'ya doğru ilerlediler; orada yahudilere dostça davranan sapkın başmabeyinci triwane, kral'ı hıristiyanlara karşı harekete geçmesi için sinsice kandırdı. bunun üzerine theodericus, hıristiyanların bilerek yangın çıkardıklarını düşünerek bütün roma halkına ravenna'da yakılan sinagogların yeniden inşası için para toplamaları emrini verdi. verecek hiçbir şeyi olmayanlar, şehrin sokaklarında kırbaçlanacaktı. özet olarak eutharicus, cilliga ve piskopos petrus'a verilen emir buydu ve bu şekilde uygulandı.

artık şeytan devleti iyi bir şekilde, şikayetsiz yöneten insanı yönlendirmek için fırsat bulmuştu. çünkü hemen ardından verona kentinin bir kenar mahallesinde su kaynaklarının kenarında yer alan aziz stephanus kilisesinin sunağının yanındaki kürsünün yıkılmasını emretti. ayrıca romalıların küçük çakı dışında silah taşımalarını da yasakladı. üstelik ravenna'daki sarayın yakınlarındaki bir revakın altında yatan got kavminden fakir bir kadın dört yılan doğurdu. insanlar bunların ikisinin bulutlar üzerinde batıdan doğuya doğru taşındığını ve denize düştüğünü gördü. tek bir başa sahip olan diğer ikisi oradan götürüldü. kuyruklu yıldız dedikleri, ateşten kuyruğu olan bir yıldız ortaya çıktı ve on beş gün boyunca parladı. ayrıca sürekli depremler oluyordu.

bundan sonra kral fırsatını buldukça öfkesini romalılardan çıkarmaya başladı. bir ara bilirkişi, daha sonra özel hazine sorumlusu ve magister militum olan cyprianus açgözlülüğünden, patricius albinus'u, theodericus'un yönetimini imparator ıustinus'a şikayet eden mektuplar yazmakla suçlamaya başladı. albinus emirle saraya çağrılıp suçlamayı reddettiği zaman, magister officiorum görevinde bulunan patricius boethius kral'ın huzurunda dedi ki: "yüce kralım, cyprianus'un suçlaması yanlıştır; fakat şayet albinus böyle bir şey yapmışsa ben ve bütün senatus hemfikir olup aynı şeyi yaptık." tereddüt eden cyprianus sadece albinus'a karşı değil, onu savunan boethius'a karşı da yalancı şahitler buldu. üstelik kral romalılara karşı fena entrikalar çeviriyor ve onları nasıl öldüreceğini araştırıyordu. onun için senatorlardan ziyade yalancı şahitlere itimat ediyordu. bunun üzerine albinus ve boethius bir kilisenin baptisterium'una hapsedildi. kral kent praefectus'u eusebius'u ticinum'a çağırdı ve boethius'a savunma şansı vermeden cezasını açıkladı. çok geçmeden boethius'u tutuklu bulunduğu calventianus çiftliğinde menfur bir ölüme mahkum ettirdi. boethius'a uzun süre işkence yapıldı, alnı yay kirişiyle öyle sıkı bağlandı ki, adeta gözleri yuvalarından fırladı ve nihayet işkence altında bir sopayla dövülerek öldürüldü.

kral ravenna'ya döndükten sonra artık tanrı'nın dostu gibi değil, tam aksine onun yasasının düşmanı gibi hareket etmeye başladı. ordusunun gücüne güvenerek tanrı'nın kendisine gösterdiği lütfu ve şefkati tamamen unuttu ve imparator ıustinus'un kendisinden korktuğuna inanarak haber gönderip o zaman havarilerin tahtında oturan ıohannes'i ravenna'ya çağırttı ve ona dedi ki: "constantinopolis'teki imparator ıustinus'a git ve ona de ki, diğer şeylerin yanı sıra, katolik kiliseyle uzlaşan ve ona katılanları da iade etsin." papa ıohannes buna şöyle cevap verdi: "ey kral! ne yapacaksan çabuk yap, işte burada huzurundayım. ne bu söylediğiniz şeyleri yapacağım ne de imparator'a emrinizi ileteceğim. ama başka bir durum söz konusu olduğunda, bana emrettiklerinizi tanrı'nın izniyle imparator'dan elde edebilirim."

bunun üzerine kral öfkelenerek bir gemi yapılmasını ve ıohannes'in diğer piskoposlarla, yani ravenna piskoposu ecclesius, fanestrum piskoposu eusebius, campania piskoposu sabinus ve diğer iki piskopos, ayrıca senatorlar, yani theodorus, ımportunus, agapitus ve diğer bir agapitus'la birlikte bu gemiye bindirilmelerini emretti. fakat kendisine ibadet eden müminleri terk etmeyen tanrı onları sağ selamet götürdü. imparator ıustinus, roma piskoposunu gelişinde sanki aziz petrus'u karşılıyormuş gibi karşıladı, onu huzuruna kabul etti ve arius mezhebinden katolik inanca dönen kişilerin ariusçulara iadesi dışında istenen her şeyi yapacağına söz verdi.

bütün bunlar olup biterken boethius'un kayınpederi ve senatus başkanı symmachus roma'dan ravenna'ya getirildi. damadının öldürülmesine üzülen symmachus'un, kendisine karşı muhalif hareketlere girişeceğinden korkan kral, asılsız bir suçlamayla onun öldürülmesini emretti. papa ıohannes, ıustinus'un yanından döndüğünde theodericus onu düşmanca bir ruhla kabul etti ve düşmanlarından birisi olarak kabul edilmesini emretti. birkaç gün sonra papa ıohannes öldü. halk onun cesedi önünde yürürken aniden kalabalıktan biri şeytan tarafından ele geçirildi ve yere düştü; fakat papa'nın tabutu tam adamın düştüğü yere geldiğinde, adam aniden sağlıklı bir şekilde kalktı ve cenaze alayının önündeki yerini aldı. halk ve senatorlar bunu görünce papa'nın giysilerinden andaçlar almaya başladılar. papa'nın naaşı kent dışına kadar coşkulu bir kalabalığın refakatinde götürüldü.

sonra yahudi bir avukat olan symmachus, bir kraldan ziyade tiranın emriyle, 26 ağustos çarşamba günü, dördüncü indictio'da, olybrius'un consulluğu döneminde, ariusçuların izleyen sebt günü katolik kiliselerini ele geçireceklerini ilan etti. ama kendisine ibadet eden müminlere inançsızların zulmetmesine müsaade etmeyen tanrı, inandığı mezhebin kurucusu arius'a verdiği cezanın aynısını çok geçmeden ona da verdi. ishale yakalanan theodericus'un üç gün içinde bütün bağırsakları boşaldı ve tam da kiliseleri eline geçireceği gün hem tahtını hem de hayatını kaybetti. fakat son nefesini vermeden torunu athalaricus'u halefi tayin etti. theodericus sağken kendisine kare taş bloklardan büyük bir anıt mezar inşa ettirmiş ve üzerine kapatmak için büyük bir kaya aramıştı.