15.8.14

şiir

ahmet hamdi tanpınar: şiir bir iç kale sanatıdır. çünkü dil, vasıta olarak değil malzeme ve nesiç olarak kullanıldığı zaman milletin iç kalesidir. böyle alınınca, bir milletin insanının, tarihinin, kültürünün ta kendisidir. köpüğüdür, çiçeğidir, tacıdır. onunla yapılan sanat, bir iç kale sanatı olur. zaferlerini yavaş yavaş oradan yapar. şairin roması kartallarını zamanla surlarının dışına çıkarır.

mehmet h. doğan: şairler belki de bütün insanlık tarihi boyunca ayın bizce görünmeyen yüzünü merak eden, görmeye çalışan ilk kişiler olmuştur. bütün sanat dalları içinde büyüye en yakın olan sanatın şiir oluşu bundandır. şairlerin, dilin günlük yaşamda ister konuşma aracı ister yazı olarak kullanılışı yanında başka bir dil, bir şiir dili yaratma gereksinimleri, bu, görünmeyeni, bilinemeyeni gösterme, dışavurma çabalarının bir sonucudur.

yahya kemal beyatlı: kalbi olanların dili yok; dili olanların kalbi yok. yoksa bugün türk şiiri ve nefsi taş yürekleri eriten bir şey olurdu. bu devir bir taraftan ağrılarıyla, sızılarıyla, acılarıyla, ölümleriyle, matemleriyle, hasretleriyle; bir taraftan da atılışlarıyla, isyanlarıyla, ümitleriyle, emelleriyle, harikalarıyla, o kadar feyyaz bir devirdir. büyük millet şerefli zamanlarında lisanını, yunus emre ve süleyman çelebi gibi, fuzuli ve baki gibi, nefi ve nedim gibi, saz şairleri gibi öz oğullarına emanet etmişti. o şairler öldüler. milletten emanet aldıkları lisanı keşke beraber götürselerdi, götürmediler; katiplere terk ettiler.