18.8.14

okul sıkıntısı

daniel pennac

toplumlar, paylaşılan yalanlar üzerine kurulmuştur.

jean-jacques rousseau: bir alçak, kötü biri ya da bir deli de kral olabilir; ama çok az insan gerçek anlamda insan olabilir.

hayat, şaşılacak kadar kısadır.

insan aidiyet duygusunu yaşamayınca, kendi kendine sözler vermeye eğilimlidir.

suçluluğun doğuşu her türlü zeka yetisinin gizlice kurnazlığa yatırım yapmasıdır.

victor hugo: bir çocuğun hakkı, insan olmaktır. insanı insan yapan ışıktır, aydınlanmayı sağlayan eğitimdir.

"tanrı'yı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et."

birey kendini, kendisine ait şimdiki zamanının bilincine vararak yapılandırır, ondan kaçarak değil.

on iki buçuk yaşındayım ve henüz hiçbir şey yapmadım.

istatistiksel olarak her şey açıklanabilir, kişisel olarak her şey karmaşık bir hal alır.

içerisinde yaşadığımız toplumda bir hiç olduğuna inanan ergen bir kurbandır.

çölde baştan çıkarıcı olan şeytan değildir, çölün kendisidir: bütün vazgeçişlerin doğal tutkusu.

insan bir gelecek hayal etmeden şimdiki zamandaki yerini de alamaz. iskemlemizde otururuz; fakat aklımız başka bir diyardadır. şikayetlerin, sızlanıp durmaların cehenneminde tutsağızdır, zaman bir türlü geçmek bilmez, bir tür süreklilik duygusu, faturasını hem de en okkalısını, kime olursa olsun kesebileceğimiz bir işkence duygusudur.

ne kadar az insan var ve dünya ne kadar da ıssız!

öğretmenler bilgiyle cehalet arasındaki çatışmaya hazırlıklı değildirler.

insan mutlaka bir şey oluyor. fakat çok da değişmiyoruz. elimizdekilerle yapabileceğimiz kadarını yapabiliyoruz.