29.8.14

dilek

jay parini

hikayeye göre, uzak bir hasidik köyünde bir grup yahudi şabbat gecesi odun ateşinin karşısında, eski püskü bir handa oturmuşlar. bunlar oranın yerlisiymiş. aralarından biri de hepsinin yabancısıymış. adam paçavralar içinde bir fakirmiş ve odanın gerisinde gözden ırak bir köşede kendi halinde oturuyormuş.

birçok konuda sohbetler edildikten sonra herkesin bir dilek hakkı olsa ne dileyeceğini söylemesine karar verilmiş. adamlardan birisi para, diğeri sadık bir damat, bir başkası yepyeni bir marangoz masası ve gıcır gıcır aletler istemiş. herkes dileğini söyledikten sonra sıra hırpani kılıklı adama gelmiş.

onu konuşması için sıkıştırmışlar. o da istemeye istemeye şunu dilemiş: "ben büyük, önemli bir ülkenin kralı olmayı isterdim. o zaman bir gece ben uyurken düşman ülkemi istila eder, sabaha doğru o düşmanın atlı süvarileri şatoma girer ve muhafızlarım ona hiç karşı koymazdı. giyinecek vaktim bile olmaz ve üstümdeki gece entarisiyle kaçmaya başlardım. gece gündüz dağ tepe aşarak, ormanları geçerek en sonunda bu sefil hana gelir ve şu anda olduğu gibi kendimi bu köşede sığınmış bulurdum. bu benim dileğimdir." 

diğerlerinin kafaları karışmış ve birbirlerine bakmışlar. içlerinden birisi "peki bunun sana ne faydası olurdu?" diye sormuş. biraz duraksadıktan sonra dilenci "en azından bir gece entarim olurdu" demiş.