25.7.14

türkiye

küçük iskender

oğlanlardan ve alkolden vaktim arttıkça seni düşünüyorum türkiye, inan doğru bu kere yanılsamam ve ruhumun yavşak zıpırlığı, hiç değilse ayık dolaşamayacak kadar dürüstüm.

türkiye, tarkan öleli çok oldu, artık onu unut; bunadı kurt. playboy'a annemin çıplak resimlerini satarak beyaz saray'a sırnaşmayı düşlüyorum spermi biraz fazla kaçırdığımda.

beş parasız paraladığım sokaklarında embesillerini ve taşak kalpli aydınlarının sidik yarışlarını görüp bol bol osuruyorum, başbakanı dinlerken televizyon karşısında ekrana ekmek teknemi açmak ya da esrar içmek, geğirmek en büyük mutluluk bana verdiğin.

otuzbir çekmediğim gecelerde düşler kuruyorum senin hakkında, hür hülyalarımda sana zerre kadar yer vermiyorum ama, maalesef ayakta kalıyorsun.

sosyal demokrat idiotlarını, orospu tavukların uğrak yeri sanat galerilerini, festival sarkaçlarını, ölüsevici kültürünün uyanık tezgahtarlarını ve tezgahın altında neler döndüğünü fark edecek kadar sosyalistim.

hapsine düşmedim henüz, o yüzden tam solcu sayılmam köle pazarı piyasanda, kıçına cop girdiği için şair olanlardan da değilim; eli kulağındadır tımarhanelerinden birinde tescilli manyak olmamın ve koynuna girmediğimden dorukta sıçanların, o yüzden ibneliğim de test edilip onaylanmadı.

uyuşukluklarıyla iktidara peşkeş çekip çaktırmadan, sonnet'leriyle, balad'larıyla köçekleşen, raconları kıyak geçme üzerine kurulu mason-ulema tayfanı da tanırım, sen de bilirsin ki havlayan it ısırmaz türkiye, bak, biz bizeyiz, çekinme, şu azınlıkları ne zaman kesip kızartacağız, çok acıktım türkiye.

nazım'ını severim, buna kızabilirsin; ama bazı -ne demekse- naif şairlerinin, devlet sanatçısı olmasına ve adının iktidar şakşakçısı starlarla bir anılmasına dair çabalarına izin verdiğinden, sana korkunç müteşekkirim, intiharımı hızlandırıyorsun böylelikle, böylelikle artıyor kirim ve seninle kirimiz, ne gam? iyi akşamlar. persil supra.

mustafa suphi, artık hamsi mi türkiye, dikkat et, balıkları örgütlemesin.

allah'a inanmıyorum, osmanlıyım velhasıl, akın edip avrupa'ya, toplayıp getiremesem de cillop gibi veletleri, n'apalım, buradaki lümpen teenager'larla idare ediyorum.

türkiye, ayıptır sorması ne zaman akıllanacağız; türkiye, kıbrıs'ın yakasını ne zaman bırakacağız ve ne zaman yaraşır olacağız binlerce devrim şehidimize.

türkiye, hiç terbiye edinemedim, yeteneğim bu kadar; çük kadarken okudum sabahattin ali'yi, kafka'yı, dostoyevski'yi, london'ı; kapital'e başlayışım babamla aramızda çıkan küçük bir harçlık sorununa dayanır.

iQ'larımızın düşük olduğunu sanmıyorum, peki bir eşek şakası mı bu; köy enstitüleri, halk eğitimler, halkevleri ne ayak; behice boran, iyi ki unutuldu; iyi oldu, eline sağlık türkiye.

hasbelkader bir önerim var: cia, eurovision'u kazanmamızı, avrupa birliği'ne girmemizi sağlayamaz mı acaba, şüphesiz, eh benimki de salaklık, haklısın türkiye.

bizi milletçe sevmeyenlere ayar oluyorum; ağızların burunlarını kırarak onlara medeniyet öğretmek istiyorum türkiye.

ben, sex-shop'ların, komünist partinin, müslüman demokrat partinin, rock partinin, çeşit çeşit gay barların açılmasını, askerliğin kaldırılmasını istiyorum türkiye; bu topraklarda nobel, oscar, lsd, özgürlük ve sik anıtları görmek istiyorum: kişi başına düşen milli gelirden bana ait payı iade ediyorum bütün bu harcamalar adına sana; hapishaneler, hayvanat bahçeleri, kamplar, tımarhaneler boşaltılsın derhal; ben bütün kentlerinde barışla, erdemle, insanlık haklarımla keyiften gebere gebere, ıslık çalarak dolaşan bir seyyah olmak istiyorum; mandela kötü adam, döv onu türkiye.

'uzak asya'dan gelip akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket.. sizin! afiyet olsun efendiler' demekten bıktım, bıktık, anlıyor musun, orada mısın türkiye?

ama yine de memnun olmuyorsan bu tavırdan ve kızıyorsan ve sinirleniyorsan, olsun, biz yine geliriz; yine yazar, söyleriz; ölürüz; biz yine gideriz; sen, rahatını bozma o zaman, güzel bir çocuk gibi bu şık dünya yatağında, böyle masum böyle mazlum uyu türkiye.