2.7.14

dizeler

birhan keskin


yüzümde taşıdığım kuyu
soğuk iklim
ağır yaprak tenimde
durup dönüp dokunduğum
yük

bir kereye mahsus yaşanan her an
kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde
içinde barındırır

yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum
geçiyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından
birazdan dünya beni unutacak, ben onu anlamıyorum

hiçbir mevsim ısıtmaz ellerimi
anne gibi

unutmak için verdiğim bunca çabadan
geçtiğim bunca yıldan sonra
tam unutmaya alıştırmışken kendimi
artık unutmak istemediğimi fark ettim

önü denizle başlayan rüzgarlı bir kasabadaydık
sanki yıllardır oradaydık. her şey düzelecekti
orada doğmaya çabalayarak öldük

dünya, söyle bakalım, benden gidenleri
nerene sokacaksın şimdi

"en güzeli, yol yürüyüş öğretir
dostum, eskimeyen arkadaşım"
(gülten akın)

dünya ne ki sevgilim
benim sana yaptığım kubbe yanında
düşsün, olsun, bırak
içinde yıldızlar patlıyor
kolaydır inanmak kadar inanmamak da
ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda
her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
yoluna baş koymak diyoruz
biz barbarlar buna