21.6.14

romancı

ursula kroeber le guin

kehanetleri peygamberler (bedavaya), falcılar (bunlar genellikle belli bir ücret isterler; bu yüzden de peygamberlerden daha çok saygı görürler) ve fütürologlar (bu işten maaş alırlar) yaparlar. kehanet peygamberlerin, falcıların ve fütürologların işidir. romancıların işi değildir. bir romancının işi yalan söylemektir.

meteoroloji bürosu size gelecek salı havanın nasıl olacağını, rand şirketi 21. yüzyılın nasıl olacağını söyleyecektir. bu tür bilgiler edinmek için yazarlara başvurmanızı tavsiye etmem. bununla hiçbir alakaları yoktur onların. bütün yapmaya çalıştıkları, size kendilerinin nasıl olduğunu, sizin nasıl olduğunuzu, neler olduğunu, havanın şimdi, bugün, şu anda nasıl olduğunu anlatmaktır. "bak işte yağmur, işte gün ışığı! aç gözlerini; dinle, dinle." bunu der romancılar. neyi görüp işiteceğinizi söylemezler. size bütün söyleyebilecekleri bu dünyada, üçte biri uyuyarak ve düş görerek, bir diğer üçte biri de yalan söyleyerek geçirilen kendi ömürleri içinde görüp işittikleridir.

işin aslı, bir roman okurken deliririz biraz, kafayı buluruz. olmayan insanların varlığına inanırız, seslerini duyarız. onlarla birlikte borodino savaşı'nı seyre dalar, napolyon bile oluruz. aklımız başımıza -çoğunlukla- kitabı kapadığımızda gelir. gerçekten saygın hiçbir toplumun, yazarlarına güvenmemiş olması hayret edilecek bir şey değildir.

sanatçı, sözcüklerle söylenemeyecek olanla uğraşır. sanat yaptığı araç kurmaca olan sanatçı ise bunu sözcüklerle yapar. romancı, sözcüklerle söylenemeyecek olanı sözcüklerle söyler.

gerçeğin, hayal gücüyle ilgili bir mesele olduğunu öğrettiler bana. en kesin bir olgu bile anlatılış üslubu yüzünden yok olup gidebilir ya da parlayabilir. tıpkı bir kadının üzerinde iyice parlaklaşıp da başka bir kadının üzerinde silikleşen, toza gömülen denizlerimizin o eşsiz organik mücevheri gibi. olgular incilerden daha kesin, daha katı ve daha gerçek değildirler. üstelik onlar gibi duyarlıdırlar.