2.6.14

büyük gurbetçi

turgut uyar


senin adın bir deftere yazıldı
eskimez bir mavi deftere
adın
yazıldı

erenköyünde bir bahar eskir
savrulur ve eskir sürek avları
kuzey yarımkürenin çok koyu mavi bir gecesinde
aşkı türkçe kavramanın sağlamlığı başlayınca
bir öğrenci yatakhanesinde
uzak asyalı bir başka öğrenciyle çatışınca
bir sürü ıvır zıvır ve ekimler
bir kahramanlık sandığımız kendimizi
eskir ucuz ormanlarda yürek avları
ve eski anaların belbağladığı hekimler
eskimez senin gurbetçiliğin
yanar, tüter, dağılır
ve ince bir duman eskir bir kalın duman adına

gurbet bir yazgıdır ulusuna
güneşe çıkmak gibi, alınteri bilinir
gurbet bilinir, bir duyarlıktır, bir meslektir

sen herhalde en iyi bilirdin bayramları
paşalarla, yalılarla uzlaştırılan
kısa kış akşamlarını, uzun yaz akşamlarını
kayalar, kayalar ve sahipsiz dağlar adına
bir türkü gibi öfkede söylenen
ıssız hanlar, bilgece susmalar, bakımsız bağlar adına
puslu ve telaşlı garlardan kaçırdığın
bir pençeden, bir katılıktan kayırdığın
her ülkede söylenen bir türkü gibi
aklığın, eskimez bir kış güzelliğinde
sıcak evler, karlı yollar, bağlılıklar adına
bir zorbalığa direnmek adına
anlaşılmazsa
söğütler yeşermez, balıklar bırakmaz döllerini

ellerin bir gezinmedir uykularda
kimine korkudur, ısınmak kimine
eskimez bir kış güzelliğinde
kuzey yarımkürenin çok koyu mavi bir gecesinde
büyük bir alanda, küçük bir cezaevinde
ve çok yabancı dilden iki istasyon-arası biletinde
biliyorum nasıl yaşadığını senin türkçe yokken
mahzun ve yaşamaklı -eskimez elbet-
ülkeni dirençle yaşamak, ülken olmayınca sözlüğünde

sen bir ağlayış gibisin neden
bir çocukluğu sürüklüyorsun kanında
bir güvercin gibi parlar şaşkınlığın
ölüme yakınlığında bir köylünün, uymasında
gök durur ve boncuklar durur pazarlarda
ığdır'da orta anadolu tarlalarında
akşam oldu muydu gaz lambası yakılır
nerde olursa olsun artık. coğrafyada
sürekli bir gurbet vardır

eskimezsin bir mayıs serpintisi gibi
bir mayıs serpintisi ki sağlıklı
ağustos günlerini hazırlayan. güllerini
sürer gurbetçiliğin
halksız bir yazarın acısını taşıyan
kalebent bir şehzade gibi mahzun
börklüce gibi sabırsız haklılığında

öyle bir şey
biraz uzak, biraz çıplak ve yayan