17.5.14

telli kavak

aydın gün


bir telli kavak büyürdü
daday'ın çiğdere köyünde usuldan usuldan
yerin karanlığından azat olmuş
aydınlık sular yürürdü ayaklarının ucundan
kendi halindeydi telli kavak
geceleri gökyüzüne bakarak
samanyolu'nu düşünürdü yaprak yaprak
başka şey de dilemezdi
en uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını
ona konmayan kuşa kuş
ona değmeyen rüzgara rüzgar da denemezdi

gel zaman git zaman
kızını everecekti çiğdereli halil
cebindeki yetmezdi
bir gece sabaha karşı
veryansın ettiler baltayı ayak bileklerine telli'nin
uyanıverdi ilk vuruştan
"aman" dedi telli kavak: "kıyman"
sular bulandı ayaklarının ucundan
yapraklar yalvardı hep bir ağızdan: "vurman"

aman zaman dinler miydi çiğdereli halil
kızını everecekti, cebindeki yetmezdi
yıkılıverdi telli kavak
ortasına gecenin boylu boyuncak
oldu mu ya, dedi telli kavak
böğründe duran baltaya
yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında
kim gönderecek şimdi selamını suların
samanyolu'na yaprak yaprak
ne olacak şimdi rüzgar
kuşlar nereye konacak

ordan oraya atıldı telli kavak
elden ele satıldı
boynuna dört demir takıldı
çankırı'ya beş mavzer atımı uzak
bir tepenin duldasına çakıldı
telefon direği oldu telli kavak
vınladı durdu telefon telleri boynunda
samanyolu'na baktı geceleri
suları düşündü ayaklarının ucunda
yapraklarını düşündü
rüzgarı düşündü avcunda
gözleri dolu dolu oldu
bir türkü tutturdu en sonunda:

"telefonun tellerine kuşlar mı konar
herkes sevdiğine cicim, böyle mi yapar?"