18.5.14

flaman tablosu

arturo perez-reverte

hayatta, bütün işlerde leke sürülmemiş doğruluk, açlıktan ölmek için en kestirme yoldur.

hayat, sınırları sürekli değişen, hudut çizgileri yapay olan yaygın bir alanda, her an yeniden başlayan ya da bir anda beklenmedik bir balta darbesiyle sonsuza dek kesilen tehlikeli bir serüvendir. mutlak olan tek gerçek; yoğun, tartışmasız, kesin son ölümdür. bizler iki sonsuz gece arasında ufacık, bir anlık bir parıltıyız.

j.l. borges: tanrı oyuncunun elini oynatır, oyuncu da taşı. tanrı'nın arkasında oyunu başlatan hangi tanrı'dır?

matematiğin her şeyle ilgisi vardır. bu, tablo gibi imgelemde yaratılan şeyler için de, gerçek dünyayı yöneten kurallar için de geçerlidir.

sadece filmlerdeki sorgu yargıçları ve polisler dürüsttürler ve yanılmazlar.

bir sanatçı, içindeki cevheri gösterene dek yolu üzerindeki engelleri bir bir yıkmalı. bir sanatçı ancak böyle, bağımsız olursa, varabilir en nefis keyfin tadına. yaşamını yaratıcılığa adar, bunun dışında hiçbir zavallılığa ihtiyacı kalmaz. artık benzerlerinden de ilerdedir, çok ilerde. uzam ve olgunluk içine sığınmıştır.

hırs söz konusu olduğunda en büyük günah yenilgidir; başarı otomatikman bir erdeme dönüşür.

bir cinayette en basit neden en olası nedendir.

hayat bizi inandırmak istedikleri kadar basit değil. sınırlar net değil, önemli olan nüanslar. hiçbir şey siyah ya da beyaz değil; kötülük kılık değiştirmiş iyilik ya da güzellik olabilir ya da tam tersi; ama biri ötekini dışlamadan. bir insan, duyguları gerçekliğinden hiçbir şey kaybetmeden, bir başka insanı hem sever hem de ihanet edebilir. aynı anda baba, kardeş, oğul ve sevgili olabilir bir insan; ya da aynı anda kurban ve cellat.

thomas mann: kötülük, karanlıkların ve çirkinliğin güçlerine karşı aklın pırıl pırıl silahıdır.

"ve sonun nerede olduğunu, sona vardığında bilirsin."