5.4.14

unutmak değil anımsamak

latife tekin

insan her gün gördüğü yüzler arasından bir yüzü seçip unutmak isterse, bir varlığın, içine işleyen duygusundan sıyrılmaya çalışırsa başarısızlığa uğrar, o yüzü ve o varlığı çevreleyen her şeyi, sesinin ulaştığı, titreştiği genişliği, bakışlarının derinliğini, gezip dolaştığı yerleri, gidebileceği uzaklıkları, sığdığı ve taştığı her şeyi unutması gerekir. unutmak, insan için, bütün bir zamanı unutmakla olanaklıdır. bir bakışı unutmak istediğimizde, büyük bir yitimi göze almak zorundayız. ancak böyle bir yitimin neden olacağı yıkımın altından kalkabilirse, insanın yeni bir yaşamı olabilir ve insan bu yeni yaşamına çok derin bir bilgiyle, kaybın bilgisiyle sahip olur.

unutmak için gittiğiniz bir yer düşleyin. bu yer dünyaya benzemesin. toprak bile olmasın, gökyüzü, ağaçlar yok. yolculuk etmeden hep buraya gidin sonra, ışınlanır gibi. açıktasınız ama sonsuzluk hissi veren bir derinlik içinde, genişlik ortasında değil. giyiniksiniz ama elbiseniz sizin deriniz, etinize acıyla yapışmış bir deri değil bu, hafif pütürlü, esnek, mat. dışarıdan görülebilen tek şeyin kendiniz olduğu bu yerin rengine bürünmüş olun, görülmedik bir renk olsun bu da. sadece üzerine yaslanır gibi oturduğunuz bir yükseklik var, hiçbir şey yok başka. yine insan gibi biçimlisiniz. herhangi bir şeyi unutmak için insanın kafasında bir zıtlık oluşturması gerekir, düşünerek yapamazsınız bunu. düşünceler kaçmaya çalıştığınız yere ve zamana aittir, gidin. unutmak için, kendinizi olmayan bir yerde düşleyin.

nasıl bir şeyi onu çevreleyen her şeyle birlikte unutuyorsak anımsamak da böyledir. bir anının ışığı, başka bir anıyı aydınlatıyor ve bu aydınlık bölge, bir leke biçiminde zamanın içine yayılıp genişliyor, bir sözcük, titreşimiyle başka bir sözcüğü harekete geçiriyor. birbirine bağlı metal parçaların, bir dokunuşla tınlamaya başlaması gibi. anımsama, bir an için geri dönmek değildir, kendimizi, geçmişte elinden sıyrıldığımız ölümün kucağında bulmamız demektir; bir şey unuttuğumuzda değil bir şey anımsadığımızda ölüm aklımıza gelir; çünkü anılarımız ölümün de anıları..