9.3.14

tanrı ile şeytan

norman mailer

tanrı ile şeytan, tepeye yaklaşanlara çok dikkat eder. orta halli adamın ufak tefek işlerine pek karıştıklarını sanmıyorum. ruhların bir çiftlikte, kendilerini doyuracak şey bulabilecekleri inancında değilim. ama tanrı ile şeytan'ın lenin, hitler ya da churchill'i rahat bırakabileceklerini sanıyor musunuz? hayır. birtakım imtiyazlar ister ve öç alırlar. iktidardaki kişilerin ara sıra aptalca davranmalarının nedeni budur. tepede her şey büyüktür ve tepeye ulaşmak çok güçtür. tanrı ya da şeytan ile pazarlığa hazır olmak gerekir; insanların birçoğu da buna yanaşmazlar. er ya da geç orta halliliğe boyun eğer, yarı yolda kalırlar.

muhammed'in ya da buddha'nın zekası bende olsaydı bir din kurabilirdim. pek az mürit toplayacağım şüphesizdi. benim dinim avuntu getirmiyordu; tam tersine o, kuşkuların en safıydı. çünkü tanrı'nın aşk değil cesaret olduğuna inanıyordum. aşk bir armağandır. insanlar öldürmekten korkuyorlarsa bu, adaletten çekindiklerinden değil, bir katilin tanrıların dikkatini çektiğini ve düşüncesinin artık ona ait olmadığını bildiklerindendir. kuşku sinir bozukluğundan gelmez, gerçektir. geleceğe dair haberler, yediğiniz ekmek gibi elle tutulur hale gelir. sonu gelmeyen bir mimari düşlerimizi çevirir, cinayet anında bu karanlık dünyanın çarşı alanından bir ses yükselir. sonsuzluk bir odadan yoksundur. bir yerde, tanrısal öfke bir kızgınlığa toslamıştır.